NEDEN AŞIK OLURUZ?

Neden aşık oluruz? Eğer aşıksanız ve nedenini anlayamıyorsanız size bazı haberlerimiz var. Bunu anlamak için beynimize odaklanmamız gerekir. Çünkü beynimiz kime aşık olacağımıza karar vermektedir. Bakıldığında pek de romantik gelmiyor kulağa fakat Dr.Helen Fisher bunu doğru olduğunu söylemekte. Öyleyse bilim, neden başkalarına değil de o kişiye ilgi duyduğumuzu ya da uzun vadeli ilişkilerde sevgiyi nasıl canlı tutabileceğimiz hakkında neler söyleyebilir?

İlk olarak Dr.Fisher bir partner arzusunda üç ayrı aşama olduğunu söylemekte;
cinsel dürtü,
romantik aşk,
bağlılık duyguları. Her aşama beyindeki farklı bir kimyasal sistemi tarafından yönlendirilir ve fazların sırasıyla gerçekleşmesi gerekmez.

Seks dürtüsü beyindeki testosteron tarafından yönlendirilir. Dr. Fisher bunu eş bulmak için ‘seni oraya götürür’ şeklinde yorumlamaktadır. Eğer bu olmasaydı belki ilgisiz olacak ve oturduğumuz yerden kalkmayacaktık.

Uzun ilişkilerle ilişkili olan bağlanma aşamasının, sakinlik ve mutluluk hissi veren serotonin, yüksek oksitosin ve vazopressin tarafından yönlendirildiği söylenmekte.

Romantik aşk ise beyindeki dopamin tarafından yönlendirilmektedir. Dopamin yönlendirilmesi zor olan tüm istemsiz durumlarla ilişkilidir. Tüm bunlardan sonra Dr. Fisher ‘Romantik aşka yönelimin bir duygu değil, beyindeki ilkel bölgelerden geldiğini söylemektedir.

İnsanlar kimyalarının tuttuğundan veya tutmadığından söz etmektedirler. Peki bunun anlamı nedir?Dopamini baskın olan insanlar ‘kaşifler’ olarak adlandırılmakta. Bunlar genellikle hevesli, sansasyon arayan, dürtüsel ve bağımsız olarak bilinir.

Neden aşık oluruz? İkinci tip insanlar yüksek serotonin seviyesine sahiptir. ‘Yapıcılar’ olarak adlandırılan bu insanlar geleneksel, kontrollü, tutumlu ve temkinli olarak karakterize edilir. Bu iki gruptaki insanlar da aynı türden başkalarına ilgi duyarlar.
Fakat bununla birlikte, sonraki iki tip zıt kategoride bulunanlara ilgi duyarlar. Analitik, mantıksal, yaratıcı, cesur ve talepkar olarak bilinen ve ‘yönetmen’ olarak adlandırılan bu insanlar yüksek testosterona sahiptirler. Bu insanlar onların tam tersi olan ve ‘arabulucu’ olarak adlandırılan insanlara ilgi duyarlar. Arabulucular östrojen ve oksitosin seviyesinin baskın olduğu insanlardır. Genellikle sezgisel, güvenilir, duygularını ifade edebilen merhametli ve uyumlu kimselerdir.

Bu kimyasal tipler kimin doğal olarak kime çekildiğinin belirlenmesine yardımcı olur. Partnerler, beyindeki kendilerini aşık hissettiren kimyasalları aktivite etmek için birbirleriyle etkileşime girebilirler. Bu etkileşimlere birbirine dokunma, öpüşme ve her gün sevgi dolu sözcükler söylemek de dahildir.

Kaynakça : Why we fall in love By Anneli Knight

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*