TRAVMA VE ÇOCUK

travma ve çocuk
Travma ve Çocuk

Travma, hayatın günlük akışı içinde, hiç beklenmeyen bir anda, insanın dayanma gücünü zorlayan ya da aşan bir durum olarak tanımlanabilir. Travmatik olaylar deprem , sel , kasırga gibi doğal afetlerle oluşabileceği gibi kazalar , şiddet , taciz , savaşlar gibi insan eliyle de oluşabilir. Bu olağan dışı , büyük olayların dışında, tıbbi operasyonlar, sağlık sorunları, boşanmalar, erken dönem ilişkilerindeki yetersizlik, olumsuz okul – ev yaşantıları gibi gündelik olaylar da   travmatik etki oluşturabilir ve çocukların içlerine kapanmalarına, güvenlerini kaybetmelerine, kaygılar ya da korkular geliştirmelerine yol açabilir.

Yaşanan olayların çocukları etkileme düzeylerini belirleyen birçok değişken vardır. Travmanın doğası, şiddeti, çocuğun yaşı, doğrudan ya da dolaylı deneyimlemek ,olay sonrasında yaşamının ne kadar değiştiği , bulabildiği maddi – duygusal destek gibi faktörler çocukların travmatik olaya verdiği tepkilerde belirleyici olur.

Travma çocuklarda şu davranışlara neden olabilir:

  • Çevresiyle ilişkisinde farklılıklar
  • Huzursuz olma hali
  • Günlük alışkanlıklarında (tuvalet , giyinme,yeme ) farklılıklar , geriye dönüşler
  • Uykulu , donuk olma hali
  • Ağlama davranışının ortaya çıkması , artması
  • Uyku sorunları , kabuslar
  • İçine kapanma , yalnız kalma isteği
  • Travmatik olayla ilgili takıntılı düşünceler geliştirme, sürekli bu olay hakkında konuşma, bu olayla ilgili oyunlar oynama vb.
  • Olayın tekrarlanacağı endişesi
  • Okul başarısında düşüş
  • Dikkatte azalma/bozulma
  • Uygunsuz aşırı tepkiler verme

 

Araştırmalar , travmatik yaşantıların çocukların beyin gelişimini ve fonksiyonlarını olumsuz yönde etkilediğini; yaşam boyu sürecek psikolojik ve bedensel problemlere neden olabileceğini göstermektedir. Bu nedenle, travmatik olaylardan sonra ebeveynlerin ve çocuğun çevresindeki diğer yetişkinlerin, çocuğun kendini yeniden güvende hissetmesini sağlayacak, fiziksel ve ruhsal ihtiyaçlarını karşılayacak tedbirler alması ve gerekli desteği sağlaması çok önemlidir. Bununla beraber bu süreçte çocuğun,  profesyonel psikolojik desteğe ihtiyaç duyabileceği de unutulmamalıdır.

ÇOCUK VE ERGENLERDE EMDR

Travmatik olaylardan sonra, uzmanlarca kullanılan terapi tekniklerinden bir tanesi de EMDR’ dır. Birçok terapi modeline göre yeni bir yöntem olmasına rağmen, yapılan araştırmalar kısa sürede oldukça olumlu değişimler sağladığını göstermektedir.

Travma dışında çocuk ve ergenlerde görülen yeme bozuklukları, uyku, tuvalet sorunları, sosyal sorunlar, öfke, korku, kaygı bozuklukları, depresyon, uyum ve davranış sorunları, boşanma, sınav kaygısı ve performans gelişimi gibi bir çok alanda karşılaştığımız sorunlarda kullanılmaktadır.

Dayandığı hipotezi kısaca özetleyecek olursak; Olumsuz yaşam tecrübeleri beynin biyokimyasal dengesini bozar ve bu bozuk denge bilgi işlem fonksiyonunun olayı çözümlemesini engeller. Sonuç olarak deneyimle ilgili algılar, duygular, inanışlar sinir sisteminde kilitlenmiş olur. EMDR ile bilgi işleme sistemi açılır ve kilitli kalmış bilgiyi işleyerek anıların adaptif bir şekilde yeniden depolanmasına olanak sağlar. Böylelikle anının   yeni ve sağlıklı bir perspektiften görünmesini mümkün kılar. Bu yeni durumun oluşturduğu pozitif inançlar ve olumlu duygular, danışanın olumlu bir benlik algısı oluşturmasını kolaylaştırır.

EMDR terapisi her yaşa uygulanabilir. Uygulanan protokoller, yetişkin protokollerinden farklı olarak çocuğun yaşına, zihinsel ve duygusal durumuna göre yapılandırılır. Gerektiğinde oyun terapisi, hikaye tekniği, resimler ve sanat terapisi gibi tekniklerle beraber kullanılır. Çocuk ve ergenlerde kullanılan diğer terapi modellerinde olduğu gibi EMDR’da da ailenin işbirliği ve terapi sürecine sağlayacağı destek çok önemlidir.

 

Psk. Betül ARSLAN