Flashback Nedir?

Flashback nedir?

Travma yaşayanlar için en büyük zorluk, geçmişte yaşananların kontrol edilemez biçimde hatırlanmasıdır. Buna, tetiklenme denir. Travmatik anıları ne kadar uzaklaştırmaya, unutmaya, hatta yok saymaya çalışsak ta zihin ve beden unutmaz. Yaşanan travmatik olay her ne ise, onunla uzaktan ilgili olan uyaranlarda bile tetiklenme yaşanır. Geri dönüşler olabilir. Sanki bir anda geçmişteki olaya çekiliriz. Geçmişte yaşanmış olan, kaza, yangın, deprem, tecavüz, saldırı, şiddete maruz kalma, suda boğulma gibi yaşamı tehdit eden anılara dair hafıza izleri bazen bir müzik, bazen buzdolabı sesi, bazen bir koku ile tetiklenir. Hatta bazen anlayamadığımız bir şekilde tetiklenebiliriz.

Travmatik olayların tetiklenmesinin en yaygın biçimi Flashback denen; geçmişe ait olayın görüntülerinin uyanıkken ansızın zihne girmesi, video gibi zihinde oynamaya başlamasıdır. Sanki geçmişteki olayı yeniden yeniden yaşamak gibidir. Bazen çok hızlı bir fotograf bazen daha uzun bir video gibi zihinde canlanır. Zihinde canlanması bedenin de sanki yeniden yaşanıyor gibi tepki vermesine neden olur. Hem önceki anı izleri canlanır, hem de yeniden yaşanarak pekişip daha rahatsız hale gelmesine neden olur.

Flashback İle Nasıl Baş Edebilirim?

Flashback yaşandığı anda dış gerçeklikten kopmaya başlarız. O nedenle kendimize “bu yaşadığım şey eskiye ait, bu eski bir foto, eski bir video, şimdi, şu anda yaşamıyorum bunları, bunlar eskinin izleri, çocukken yaşadığım şeyler, …” demek işe yarar.

Flashback yaşamak, travmaya maruz kalanlarda normaldir. Aklınızı kaçırmıyorsunuz. Olağanüstü deneyimler yaşandığında, zihnin bunları sindirmesi zaman alır. Yaşadığınız anormal olaylara verdiğiniz flashback tepkileri normaldir. Bunlardan korkmayın.

Kendinizi şimdi, şu ana getirmeye çalışın. Gözlerinizi açık tutun. Etrafınıza bakın. Etraftaki nesneleri, çevreyi görmeye çalışın. Sesleri, görüntüleri, hareketleri algılamaya önem verin.  Duyularımız bizi bugüne sabitler. Bugünün güvenliğini algılamak sinir sistemimizi rahatlatır. Ayaklarınızı, kollarınızı hareket ettirin. Hareket bizi bugüne getirir. Yere basın, ayaklarınızı yere vurun, adımlayın, Dans eder gibi salınmak ta işe yarar.

Travma beden sınırlarımızı bulanıklaştırabilir. O nedenle de dokunma hareketleri çok önemlidir. Elinizde bir şeyleri sıkın, bırakın. Kolunuza takacağınız bir stres lastiğini çekip bırakmak ta sizi bugünde tutmaya ve beden sınırlarınızı yeniden hissetmeye yardım eder.

Flashback yaşandığında, travmatik olay esnasında yaşananlar bedende yeniden canlanabilir. Uyuşma, donma, hissizlik, uyuşukluk, uykunun gelmesi gibi yakınmalardan korkmayın. Bunlar bedeninizin hayatta kalmaya yönelik koruyucu tepkileridir. Zihindeki görüntüler ansızın bedenin de kendini tehlikede algılayıp, korunma moduna çekilmesine neden olmuş olabilir. Örneğin deprem travması yaşamış iseniz, tıpkı deprem anındaki gibi büzüşmüş, donmuş, kaskatı hissedebilirsiniz. Tecavüz travması var ise bedeni hissetmek çok zor olabilir. Güçsüz, yıkılacak gibi algılayabilirsiniz kendinizi.

Bazen de aşırı hareket etme, yerinde duramama, kaçma, savaşma tepkilerini yaşayabilirsiniz. Bunlar da korkulacak tepkiler değildir. Travmatik olaya yönelik zihin ve bedeninizin savaşma/kaçma tepkileridir. Tehlike algısı geçince bunlar da geçecektir. Bedeninize dokunun. Kollarınıza, bacaklarınıza masaj yapın. Kendinize sarılın. Yüzünüze yumuşakça dokunun. Saçlarınızı okşayın.

Nefes alış verişinizi gözlemlemeye çalışın. Savaş/kaç modunda iken çok hızlı ve yüzeysel nefes alıp veririz. Ağızdan alırız. Ağızdan nefes almayı bırakıp, burundan nefes alıp vermeye odaklanın. Bir elinizi göğsünüze bir elinizi karnınızın üstüne koyun. Karnınızın üstündeki eli hareket ettirecek şekilde nefes alıp verin.

Nefes alışınız kısa olsun, verişinizi uzatın. Derinden nefes alıp yavaşça vermek panik tepkilerini azaltır.

Travmatik yeniden yaşama anında beden kaskatı olabilir. Kolları bacakları sıkıp bırakmayı deneyin.

Bazen travmatik anı canlanıp, flashback yaşadığımızda, nerde olduğumuz bilincini kaybedebiliriz. Bedene dokunmak, hareket etmek, etrafta gördüklerimize bakmak, yanımızda bir yakınımız var ise onunla konuşmak, ondan sarılmasını istemek bizi yeniden yaşadığımız ana getirir.

Yaşananların sadece kendi başınıza geldiğini düşünmeyin. Evrensel insan tepkilerini yaşadığınızı anımsayın. Mümkün ise yakınlarınız ve arkadaşlarınız ile mutlaka paylaşın.

Flashback’lerinizi yakınlarınıza anlatın ki ihtiyaç duyduğunuzda onlar da sizi fark edip, size yardım edebilsinler. Sakinleşmeniz için destek olabilsinler. Size “ tamam şimdi buradasın, benimlesin, geçti, artık güvendesin, geçmişte kaldı, her şey yolunda şu an…” biçiminde destek olabilirler.

Flashback ve travmayı yeniden yaşama deneyimleri çok yorucudur. Enerjinizi tüketebilir. Depresyonda gibi hissetmenize sebep olabilir. Sarsıcı deneyimlerdir. Öz bakımınıza çok dikkat edin. Sıcak bir duş, doğada yürüyüş, sakinleştirici relax bir müzik, sevdiğiniz bir yemek, sevdiğiniz insanlarla beraber olmak iyileştiricidir.

Travmatik foto, yani flaş back yaşayan şu anki benliğiniz değildir çoğu kez. Çocukluğa, ergenliğe ait deneyimler olabilir. O nedenle içinizdeki çocuk, içinizdeki genç taraflarınızın travmaları olduğunu hatırlamaya çalışın. İçinizdeki çocuk bazen çok korkabilir. Panikleyebilir.

İçinizdeki çocukla konuşmayı deneyebilirsiniz. Şimdiki yetişkin halinizle travmayı yeniden yaşayan çocuğa şefkat, anlayış, sabır göstermek mümkün olabilir.

Kendinize şunları söyleyebilirsiniz; “hatırladığın olaylar geçmişte kaldı, artık ben varım, bir yetişkinim, bana baksana neleri başardım. Sana da yardım edebilirim. Yaşadığın şeylerin üstünden çok yıllar geçti. Bak artık kendi evim var, işim var, kendi paramı kazanıyorum. Artık güçlüyüm. Yardım alabilirim. Hiçbir şey o travmanın yaşadığı dönem gibi değil. Bak etrafa her şey çok farklı. Ben okulu bitirmiş, işe girmiş, çalışan, kendi parasını kazanan, çocuk doğurmuş, bakmış, büyütmüş … biriyim. Sana da yardım edebilirim…gibi bir çocukla, bir ergenle konuşur gibi konuşmak yatıştırıcı bir deneyime dönüşebilir.

Flashback’ler için içinizdeki çocuğa kızmayın. Tetiklenmeler aslında yetişkin benlikle bağlantı kurup iyileşme, kendini gösterme ve şifa bulma çabası olabilir. Yardım isteme davranışı gibi düşünebilirsiniz. Yardım arayan birine kızılır mı?

Yukarıda anlatılanlar aslında Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirtileridir. (TSSB) Diğer adıyla; Post Travmatik Stres Bozukluğu  (PTSD)

Çocukluk dönemine ait ihmal, istismar, sözel ve fiziksel şiddetin olduğu aile ortamlarında büyüyenler de kendilerinde yukarıda belirtilenlere benzer şeyleri deneyimliyor olabilirler. Özellikle Kompleks travma sorunları olan Borderline, Narsistik kişilik yapılanmalarındaki yakınmalar PTDS ye benzeyebilir.

Söz konusu belirtilerle mücadele etmek kolay değildir. Kendi başınıza yapabilecekleriniz olduğu kadar mutlaka bu konuda psikolojik destek almayı düşünmeniz önerilir. Eğer yakınlarınızda bu tür şikayetler var ise onlara da hatırlatılabilir.

Flashback ile ilgili En Etkili Terapi Nedir?

EMDR Terapisi ve Travma Odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaşantısal terapilerden Somatik Deneyimleme, Sensöri Motor Terapi önerilmektedir.

 

Meryem Gül Eren

Psikolog Akredite EMDR Terapisti

Boşanma Çocuklara Nasıl Açıklanmalı?

Boşanma Çocuklara Nasıl Açıklanmalı?

Boşanma, nedeni ne olursa olsun üzüntü verici ve sıkıntılı bir süreçtir. Bu süreçte çiftler  zorlayıcı duygular yaşasalar da, çocuklar bağımlı konumları ve gelişimsel ihtiyaçları nedeniyle  en kırılgan taraftırlar. Çocukların ilişkileri, yaşam düzenleri, maddi koşulları ve aile hayatları tamamıyla değişir.

Doğal bir süreç olarak bu durum, çocuklarda duygusal ve davranışsal değişimlere neden olabilir. Kızgınlık, incinme, korku, üzüntü hissederler. Kendilerini güvende hissetmezler, yeni durumun belirsizliklerinden dolayı kaygı duyarlar. Özellikle 4-11 yaş arası ‘Benim yüzümden ayrılıyorlar’ gibi düşünceler gelişebilir ve olanlarla ilgili kendilerini suçlarlar. Ağlama nöbetleri, içe kapanma, ebeveyne aşırı bağımlılık, yanından ayrılamama gibi davranışlar gözlemlenebilir. Çabuk sinirlenme ve öfke nöbetleri yaşayabilirler. Okula karşı ilgisizlik, okul başarısında düşüş, arkadaş ilişkilerinde sorunlar  görülebilir.

Evet , boşanma, çocuk için acı ve yaralayıcıdır. Ancak ebeveynler bilinçli bir şekilde ortak ebeveynliğe odaklanarak, çocukların yaşadıkları sorunları aşmalarına yardımcı olurlarsa, boşanmanın yıpratıcı etkilerini azaltılabilirler. Çocukların bu değişime en sağlıklı şekilde uyum sağlaması, ilerleyen dönemlerde kalıcı ruhsal hasarlar oluşmaması için çocukların duygusal ihtiyaçları ebeveynler için öncelikli olmalıdır. Bu noktada yapılacak ilk ve belki de en önemli adım çocuğa ayrılık kararının doğru şekilde anlatılmasıdır. Bu açıklama uygun şekilde yapılmadığında, çocuklarda travmatik bir etki oluşturabilir ve sonraki adımları zorlaştırabilir.

 

Çocuklara boşanma kararı açıklanırken nelere dikkat edilmeli?

 

  • Boşanma kararını netleştirdikten , kesin karar verildikten sonra açıklamayı anne-babalar beraber yapmalıdır. Açıklama sırasında ebeveynlerin duygu durumu önemlidir. Aşırı üzüntü, öfke ve kaygı belirtileri, çocuk için çok zorlayıcı ve travmatik olabilir. Çok ayrıntıya girmeden, çiftler birbirini olmadan emeden anlaşamadıklarını,  beraber mutlu olamadıklarını söylemelidir.

 

  • Bu ayrılığın sadece eş olmakla ilgili olduğu yine onun anne babası olmaya devam edecekleri vurgulanmalıdır. ‘Biz boşanacağız ama ikimizde senin annen baban olmaya devam edeceğiz, seni çok seviyoruz ve bu durum bunu asla değiştirmeyecek’ denilebilir.

 

  • Çocuğa söylenmeden önce nasıl bir düzen kurulacağı kararlaştırılmalı ve çocuğa yeni düzenle ilgili bilgi verilmeli. Nerede yaşayacak, diğer ebeveyni ne kadar sıklıkla görecek gibi. Ancak bu yeni düzenle ilgili olarak bazı konularda çocuğun da fikrini almak kendisini daha iyi hissetmesini sağlayacaktır.

 

  • Çocuğun duygularına alan sağlanmalı, bunun onu üzebileceği, kaygılandırabileceği bu duyguların normal olduğu anlatılmalı, duygularını ifade etmesine olanak sağlamalıdır.

 

  • Güven ihtiyacının sonucu olarak, anlatmış olmanıza rağmen gelecekle ilgili soruları tekrar tekrar sorabilirler. Bu sorular, gelişimine uygun ifadeler kullanarak sabırla cevaplanmalıdır. Çizelge hazırlamak da  somut hale getireceği için faydalı olacaktır. Mavi günlerde babayla , sarı günlerde anneyle olacaksın gibi.

 

  • Özellikle okul öncesi dönemde boşanma ile ilgili hikaye kitaplarından da faydalanılabilir. Amaca uygun hikayeler çocukların bu süreci anlamlandırmalarını kolaylaştıracaktır.

Çocukların boşanma sürecini en sağlıklı şekilde atlatabilmesi için ebeveynler  neler yapmalı,  nasıl bir tutum içinde olmalı?

 

  • Boşanma sürecinde çiftler öfke, üzüntü, keder, kaygı ve suçluluk gibi duygular yaşayabilirler. Eğer bu duygulanımlar çok yoğunsa çocuklarla ilgi doğru adımları atmak, soğukkanlı yaklaşmak çok mümkün olmayabilir. Bu nedenle öncelikle kendinize zaman tanıyın, duygularınızı anlamlandırın ve ihtiyaç duyduğunuzda uzman desteği almaktan çekinmeyin.

 

  • İçinde bulunduğu zorlu durumu düşündüğümüzde çocuklar, her zamankinden daha çok güven duygusuna ve ebeveynlerin sevigisine muhtaçdır. Böyle bir durumdayken atacağınız her adımı, alacağınız her kararı ‘Çocuğumun sevgi ve güven ihtiyacı için uygun mu?’ süzgecinden geçirin.

 

  • Anlaşmanın sağlanamadığı çekişmeli boşanma davalarında süreç uzayabilir. Velayet ve maddi konularda anlaşmazlıklar yaşanabilir. Bu süreçte ve sonrasında çocuklar asla bu çatışmanın ortasında bırakılmamalı, silah olarak kullanılmamalıdır. Taraf tutmaya zorlama, diğer ebeveyne göstermeme, ebeveynleri şikayet etme-kötüleme gibi davranışlar kesinlikle sergilenmemelidir. Çatışan eş rolünü bir tarafa bırakıp anne-baba rollerinize odaklanın.

 

  • Görüşme sıklığı ve düzeni, gerçekçi ve çocukların ihtiyaçları göz önünde bulundururarak ayarlanmalı. Özellikle küçük çocuklarda daha sık görüşmeler planlanmalı.Gerçekleştirilemeyecek sözler verilmemeli, son anda iptaller olmamalıdır. 2-3 hafta arka arkaya görüşüp nedensiz haftalarca görüşmemek çocuk için zorlayıcı olabilir. Bu durumu sevilmiyorum , değer görmüyorum olarak algılayabilir.

 

  • Her iki ebeveynin evinde çocukların kendilerine ait, rahat ettikleri bir yaşam alanı oluşturulması önemlidir. Böylelikle çocuk, ebeveynlerden birinde daha az vakit geçiriyor olsa bile, ebeveynelerinin hayatında sağlam bir yeri olduğu bilir ve bu Ona ihtiyacı olan güven duygusunu verir.

 

  • Bu süreçte mümkün olduğu kadar çocuğun günlük rutini, düzeni ve alışkanlıkları değiştirilmemelidir. Okul, ev ve arkadaş çevresinin değişmesi boşanmayla ortaya çıkan sorunları arttırıp uyum sürecini yavaşlatabilir.

 

  • Çocukların anne-babalarını uyum içinde, iletişim halinde görmesi olumlu ve önemlidir. Ancak eski eşlerin çok fazla beraber vakit geçirmesi yada çiftlerden birinin hala bir araya gelme umudu ve beklentisi olması ve bunu çocuğa yansıtması, çocuk da kafa karışıklığına ve tekrar bir araya gelecekler düşüncesine neden olabilir.Bu da yeni duruma uyum sağlamasını ve hayatına devam etmesini zorlaştırabilir. Bu nedenle çiftlerin dengeli bir ilişki kurması önemlidir.

 

  • Özellikle tek ebeveynli ailelerde çocuklar erken büyümeye zorlanabilirler. Yeni oluşan aile yapısı içinde çocuklara, yaşına uygun olmayan duygusal ve fiziksel sorumluluk yüklemekten kaçının. ‘Artık sadece ikimiz varız, bana her konuda destek olacaksın,bu evin babası-annesi artık sensin’ gibi ifadeler kullanmayın.

 

  • Boşanma her ne kadar anne-baba ve çocuklarla ilgili bir durummuş gibi görünse de kültürel özelliklerimizden dolayı zaman zaman çiftlerin aileleri de sürece müdahil olabilmektedir. Aile ziyaretleri sırasında diğer ebeveyn ile ilgili kötü ve suçlayıcı ifadeler kullanmamaları konusunda uyarılmalıdır.

 

Ne zaman psikolojik destek alınmalı ?

 

Bu zor ve yaralayıcı süreçte psikolojik destek almanız hem duygularınızla hem sorunlarla baş etmenizi kolaylaştıracak; kendiniz ve çocuğunuz adına süreci daha doğru yönetmenizi sağlayacaktır. Bu nedenle boşanma kararının hemen ardından bir uzmanla görüşmenizi öneriyoruz. Bunun mümkün olmadığı ya da tercih edilmediği durumlarda  çocuğunuzun duygu ve davranış değişiklikleri konusunda hassas olun. Dikkatli ve doğru davranmanıza rağmen, çocuklar  ayrılık sürecinin zorluklarıyla baş etmekte zorlanabilirler ve bir takım psikolojik problemler yaşayabilirler.

Yemek ve uyku sorunları, okula gitmek istememe, içe kapanma

Daha önce zevk aldığı aktiviteleri yapmak istememe

Ağlama ve öfke nöbetleri

Davranış problemleri (alt ıslatma, tırnak yeme gibi)

Üzüntü ve kaygı halinin yoğunlaşması

Ebeveynlerden biriyle arasına mesafe koyma, görüşmek istememe gibi davranışlar ortaya çıktığında vakit kaybetmeden uzman desteği almanız yararlı olacaktır. Psikoterapi desteği, çocuğunuzun yaşadığı sorunları atlatmasına ve travmatik olayın etkisinden çıkarak yetişkin hayatında daha sağlıklı ilişkiler kurmasına yardımcı olacaktır.

Betül ARSLAN

Psikolog Çocuk Ergen Yetişkin Aile Ve EMDR Terapisti

Kadın Cinselliği ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Kadın cinselliğine yönelik yanlış inançlar

Oral, anal cinsel ilişki anormaldir! Bunlar inanışlarla ilgilidir. Çiftin her ikisinin de onayladığı, zevk aldıkları müddetçe sorun değildir. Sapkınlık olarak değerlendirilemez. Eşin biri istemediğinde buna saygı gösterilmeli, zorlanmamalıdır.

Genel tuvaletlerden cinsel yolla hastalık bulaşır! Hijyen şartlarına dikkat edildiğinde söz konusu cinsel hastalıkların bulaşma olasılığı çok düşüktür.

Vajina temizliğini sağlamak için düzenli olarak yıkamak gerekir! Vajinayı yıkamak, vajenin kendini korumak için ürettiği faydalı organizmaları, (vajen florasını) bozar. Vajinanın doğal koruyucu yapısı, PH düzeyi bozulursa, cinsel hastalıklara zemin hazırlanır. Vajinanın içinin yıkanmasına kesinlikle gerek yoktur. Kadına zararlıdır. Sadece dış kısım perine, duş esnasında normal biçimde yıkanır. Tuvalet yapma esnasında, önden arakaya doğru temizlik yapılmalıdır. Anüs, (rektum) civarındaki mikropların öne yani vajina ve üretraya bulaşmasına engel olunmalıdır.

Menapoz cinsel yaşamın sonudur! Tam aksine kadınların hamile kalma korkularının artık olmadığı bir dönem olduğu için daha rahat oldukları bir dönemdir. Hormonal azalma nedeniyle kadının cinsel iştahında değişiklik olabilir. Bazı kadınlarda cinsel iştahta artış olabilmektedir. Vajinal kayganlığın azalması nedeniyle sorun yaşanabilir. Bu tür durumlarda vajinal ıslaklığı sağlayacak jeller eczanelerde oldukça uygun fiyatlara temin edilebilir. Eşi olmayan kadınların; vajinanın esnekliğini kaybetmemesi (vajinal atrofi) için cinsel objeler (vibratör gibi) kullanmasında fayda vardır.

Kadınlar orgazm olmaz! Tamamen yanlıştır. Kadınlar hem klitoris hem de vajinal uyarılma ile orgazm olurlar.

Çoğul orgazma ulaşan kadınlar “anormal” ya da “nemfomanyak” (cinsel arzuları doymayan) kadınlardır! Kadınlar fizyolojik yapıları gereği, arka arkaya orgazm olabilirler. Yapılan son bilimsel çalışmalara göre; kadının klitorisi ve daha derindeki vajinanın etrafını saran bölgelerinde çok fazla sinir ağına sahip olduğu kanıtlanmıştır. Yoğun sinir ağı; erkeğe göre daha fazla orgazm yaşamasına yardımcıdır.

Adet sırasında cinsel ilişkiye girmek tehlikelidir! Hijyen açısından dikkat edilmelidir. Adetin çok yoğun olduğu dönemde, fiziksel olarak cinsel ilişki zor olabilir. Kadının kanaması nedeniyle, enfeksiyon riskine dikkat etmek gerekir.

Gebelik sırasında cinsel ilişkide bulunmak doğru değildir! Kesin bir kural değildir. Herhangi bir düşük, erken doğum, plasenta, vb sorunlar yoksa çiftler ilişkide bulunabilirler. Ancak gebelik dönemindeki cinsel ilişkilerde kadını zorlayacak ilişkilerden kaçınılmalıdır. Gebeliğin ilk 3 ve son 3 ayında daha dikkatli olunmalıdır.

Büyük memelerde daha fazla süt üretilir! Yanlış bir inanıştır. Kadının beslenmesi, ruhsal, genetik durumu ve doğum biçimi süt üretimini etkiler. Büyüklükle ilgisi yoktur.

Herhangi bir gebelikten korunma yöntemini kullanan kadınlar bir daha çocuk sahibi olamazlar! Tamamen yanlış bir inanıştır. Hiçbir gebelikten korunma yöntemi uygulamayan kadınlar, hamile kalma, doğum yapma korkusu ile cinsellikten soğumakta, kaçınmaktadırlar.

Cerrahi sterilizasyon yani tüpleri bağlatma yöntemi kullanan kadınlar cinsel güçlerini kaybederler! Gerçeklikle ilgisi yoktur. Tüplerin bağlanmasındaki tek amaç yumurtaların döllenmesini önlemektir.

Rahim içi araç kadının bedeninde istenmeyen yerlere ilerleyebilir! Spiral, rahim içi araçlar rahimin dışına çıkamazlar. Mümkün olan tek şey, eğer rahime uygun bir araç değilse, spiral düşebilir. Doğum yapmış kadınlar için en güvenli doğum kontrol yöntemlerinden biridir.

Kadınların çoğu tecavüze uğramak ister!

Eğer bir kadın tecavüze uğradıysa bu onun suçudur!

Kadın giyimi ve davranışlarıyla tecavüz edeni tahrik etmiştir!

Cinsel şiddet seks işçilerine uygulandığında bu tecavüz sayılmaz!

Bunlar eril şiddet kültürünün ürettiği safsatalardır. Hiçbir kadın zorla bedenine yönelik bir davranıştan hoşlanmaz. Zorbaca yöntemlerden zevk alınmaz. Cinsellik iki insanın karşılıklı rızaları ile sevgi, şefkat, zevk eşliğinde yaşandığında anlamlıdır.

Kızlık zarı kadının bakire olduğunun tek göstergesidir! Kesinlikle yanlıştır. Kızlık zarı cerrrahi olarak onarılabilir. Esnek ve yırtılmamış olabilir.

Kızlık zarına dokunulmadığı takdirde gebelik oluşmaz! Eğer vajinanın üstüne gelecek şekilde erkek boşalırsa kadının gebe kalma ihtimali zayıfta olsa olasılık dahilindedir.

İlişki esnasında geri çekme, vajene boşalmama (Koitus Interruptus) gebeliğe karşı korunma sağlar! yanlıştır. Erkeğin vajene girmesi yeterlidir. İlişki sırasında salgılanan prostat sıvısı içinde sperm bulunur. Ve o spermler ilişki esnasında serbest kalıp, hamileliğe yol açabilir.

Küçük çocuklara bebeklerin nasıl dünyaya geldiklerini anlatmak gereksizdir, çünkü anlamazlar! Tam tersine çocuklar 2 yaşından sonra cinsiyetleri ve nasıl dünyaya geldikleri konusunda çok meraklıdırlar. Çocukların meraklarını yaşlarına uygun kelimelerle gidermek, sorularına önem verip, basit açıklamalar yapmak çok önemlidir. Cinselliğe dair korku, önyargı, utanç gibi olumsuz tutum ve inançların gelişmesine engel olunur. Çocuklara “anlamaz” deyip bilgi verilmez ise; çocuklar çarpıtılmış, yanlış cinsel bilgileri akranlarından, internetten öğrenmektedirler.

Cinsel terapistler, cinsel danışmanlar muayene eder. Fiziksel temasta bulunur! Asla doğru değildir. Cinsel terapist ve cinsel danışmanlar; cinsel hayat ve cinsel sorunların çözülmesi için özel cinsel terapi eğitimi almış kişilerdir. Diğer terapilerdeki etik kurallar aynen geçerlidir. Cinsel terapistler fiziki muayene etmez. Fiziki davranış ve tutumlar içine girmezler. Kişisel herhangi bir ilişki kurmazlar.

×

Merhaba!

WhatsApp'ta soru sormak veya bize bir e-posta göndermek için aşağıdaki temsilcilerimizden birini tıklayın (E-Mail Adresimiz: psikolojielika@gmail.com)

× Nasıl Yardımcı Olabiliriz?