Neden Aşık Oluruz

NEDEN AŞIK OLURUZ?

Neden aşık oluruz? Eğer aşıksanız ve nedenini anlayamıyorsanız size bazı haberlerimiz var. Bunu anlamak için beynimize odaklanmamız gerekir. Çünkü beynimiz kime aşık olacağımıza karar vermektedir. Bakıldığında pek de romantik gelmiyor kulağa fakat Dr.Helen Fisher bunu doğru olduğunu söylemekte. Öyleyse bilim, neden başkalarına değil de o kişiye ilgi duyduğumuzu ya da uzun vadeli ilişkilerde sevgiyi nasıl canlı tutabileceğimiz hakkında neler söyleyebilir?

İlk olarak Dr.Fisher bir partner arzusunda üç ayrı aşama olduğunu söylemekte;
cinsel dürtü,
romantik aşk,
bağlılık duyguları. Her aşama beyindeki farklı bir kimyasal sistemi tarafından yönlendirilir ve fazların sırasıyla gerçekleşmesi gerekmez.

Seks dürtüsü beyindeki testosteron tarafından yönlendirilir. Dr. Fisher bunu eş bulmak için ‘seni oraya götürür’ şeklinde yorumlamaktadır. Eğer bu olmasaydı belki ilgisiz olacak ve oturduğumuz yerden kalkmayacaktık.

Uzun ilişkilerle ilişkili olan bağlanma aşamasının, sakinlik ve mutluluk hissi veren serotonin, yüksek oksitosin ve vazopressin tarafından yönlendirildiği söylenmekte.

Romantik aşk ise beyindeki dopamin tarafından yönlendirilmektedir. Dopamin yönlendirilmesi zor olan tüm istemsiz durumlarla ilişkilidir. Tüm bunlardan sonra Dr. Fisher ‘Romantik aşka yönelimin bir duygu değil, beyindeki ilkel bölgelerden geldiğini söylemektedir.

İnsanlar kimyalarının tuttuğundan veya tutmadığından söz etmektedirler. Peki bunun anlamı nedir?Dopamini baskın olan insanlar ‘kaşifler’ olarak adlandırılmakta. Bunlar genellikle hevesli, sansasyon arayan, dürtüsel ve bağımsız olarak bilinir.

Neden aşık oluruz? İkinci tip insanlar yüksek serotonin seviyesine sahiptir. ‘Yapıcılar’ olarak adlandırılan bu insanlar geleneksel, kontrollü, tutumlu ve temkinli olarak karakterize edilir. Bu iki gruptaki insanlar da aynı türden başkalarına ilgi duyarlar.
Fakat bununla birlikte, sonraki iki tip zıt kategoride bulunanlara ilgi duyarlar. Analitik, mantıksal, yaratıcı, cesur ve talepkar olarak bilinen ve ‘yönetmen’ olarak adlandırılan bu insanlar yüksek testosterona sahiptirler. Bu insanlar onların tam tersi olan ve ‘arabulucu’ olarak adlandırılan insanlara ilgi duyarlar. Arabulucular östrojen ve oksitosin seviyesinin baskın olduğu insanlardır. Genellikle sezgisel, güvenilir, duygularını ifade edebilen merhametli ve uyumlu kimselerdir.

Bu kimyasal tipler kimin doğal olarak kime çekildiğinin belirlenmesine yardımcı olur. Partnerler, beyindeki kendilerini aşık hissettiren kimyasalları aktivite etmek için birbirleriyle etkileşime girebilirler. Bu etkileşimlere birbirine dokunma, öpüşme ve her gün sevgi dolu sözcükler söylemek de dahildir.

Kaynakça : Why we fall in love By Anneli Knight

Çocuklarla Cinsellik Ne Zaman Konuşulur

Çocuklarla Cinsellik Hakkında Ne Zaman ve Nasıl Konuşulur?

Çocuklarla Cinsellik Hakkında Ne Zaman ve Nasıl Konuşulur? Ebeveynlerin en çok sorduğu sorulardan biri çocuklarla cinsellik hakkında ne zaman konuşmaya başlanmalı ve bu konuşmayı nasıl yapmalı. Peki ne zaman konuşmalı? Ebeveynlerin başarılı bir konuşma yapması için neler bilmesi gerekiyor? İşte başlamanıza yardımcı olacak kısa bir kılavuz:

1. Konuşmayı erkenden başlatın ve konuşmaya devam edin.

Çok fazla anne-baba konuşma için “doğru” zamanın gelmesini bekler, ancak asla konuşamayacağına karar verir – ve sonra hiç konuşmazlar ya da sadece çocukları zaten cinsel olarak aktif hale geldikten sonra konuşurlar, tabii bu geç bir konuşmadır. Çocuklar küçükken bu konuşmaları yaparak, bir şeyleri daha kolay hale getirebilirsiniz ya da çocuğunuzun ihtiyaç duyduğu zamanda ihtiyaç duyduğu bilgilere sahip olduğundan emin olabilirsiniz.

Yaşa uygun bir dizi konuşma yapabilirsiniz. Bir anda her şeyi konuşmanıza gerek yoktur. Örneğin, daha erken çocuklukta, odak, tüm vücut parçaları için doğru anatomik isimleri öğrenmek, farklı insanların farklı bedenlere sahip olduğunu kabul etmek ve uygun olmayan dokunmaya karşı uygun olanı anlamak olabilir. Büyüdükçe, bebeklerin nasıl yapıldığı ve ergenlik döneminde meydana gelen bedensel değişiklikler hakkında konuşabilirsiniz. Daha sonra, güvenli seks uygulamalarına, cinsel rızaya ve ilişkilerini nasıl belirleyebileceğini ele alabilirsiniz.
Kısacası, konuşmayı tek seferlik bir şey olarak düşünmeyi bırakın. Bunun yerine, çocuğunuzun o sırada bilmesi gerekenlere göre yavaş yavaş ilerleyen bir dizi görüşme olarak düşünün.

2. Çocuklarınızın okulda seks hakkında neler öğrendiklerini öğrenin ve boşlukları doldurmaya hazır olun.

Çocuklarınızın alacağı seks eğitimi programına katılmayı (bu bir seçenekse) düşünün ya da çocuğunuzun öğretmeni ile derslerde tam olarak nelerin ele alınacağını konuşun. Çocuklarınızın okulda ihtiyaç duydukları tüm bilgileri aldıklarını varsaymayın. Okulun hangi bilgileri sağladığını bilmeniz, böylece gerektiği gibi destekleyebilmenize ve yanlış bilgileri düzeltebilmenize (öğretilen her şeyin doğru olduğunu varsaymayın!) yardım eder.

3. Belirsizlik ve utanmanın yaygın tepkiler olduğunu kabul edin, ancak bunların sizi durdurmasına izin vermeyin.

Birçoğumuz asla kendi ebeveynlerimizle cinsellik üzerine bir konuşması yapmadık, bu da çocuklarımızla konuşma sürecini daha da zorlaştırıyor, çünkü işlerin nasıl olması gerektiğine dair bir modelimiz yok. Bu belirsizliğin sizi geride tutmasına izin vermeyin. Gerçek şu ki, çocuklarınıza seks hakkında bilgi vermenin “doğru” bir yolu yoktur ve kendi rotanızı çizebilirsiniz.
Zaman zaman biraz utanmış hissediyorsanız da sorun değil – bu çok yaygın bir tepkidir. Çocuklar, dünyayı anlamlandırmaya çalışırken meraklı sorularla ebeveynlerini her zaman utandırırlar. Doğru kelimelere sahip olamayacağınızdan veya bir şeyi çok iyi tanımlayamayacağınızdan endişe ediyorsanız, yardımcı olacak bazı kitaplar edinebilirsiniz.

4. Tüm önemli ve ciddi sorunları masanın dışında bırakmayın.

İnsan cinselliği karmaşıktır ve vajina-penis ilişkisinden çok daha fazlasıdır. Çocuğunuz, bebeklerin nasıl yapıldığından, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan nasıl kaçınılacağından ve istenmeyen gebeliğin nasıl önleneceğinden daha fazlasını bilmek istiyor ve ihtiyaç duyuyor. Örneğin, cinsel yönelim, mastürbasyon, oral seks ve cinsel saldırı gibi konuların da ele alınması gerekir.

5. Tüm çocukların heteroseksüel ve cisgender(trans olmayan) olmadığını unutmayın.

Çocuğunuzun cinsel kimliğine ve cinsel yönelimine bağlı olarak, ilişkilerde bulunma ve kendilerini (ve eşlerini) güvende tutmak söz konusu olduğunda farklı bilgileri bilmeleri gerekebilir. “Seks” LGBTQİA olan birileri için aynı anlama gelmez. Bir LGBTQIA çocuğunun ebeveyniyseniz bilmeniz gerekenler hakkında kapsamlı bir rehber için bu yararlı kılavuza göz atmalısınız.

KAYNAKÇA: Justin J. Lehmiller | The Myths of Sex
Çeviri: Ezgi Doğanay

Erkek Cinselliği ve Doğru Bilinen Yanlışlar

Erkek cinselliğine dair yanlış bilgi ve inançlar

Cinsel organı büyük olan erkekler cinsel yönden daha güçlüdür! Gerçeği yansıtmayan bir düşüncedir. Olağandan büyük bir penisin kanla dolarak sertleşmeyi gerçekleştirmesi ve sürdürmesi oldukça zor olabilir. Olağandan büyük penis, kadın için zorlayıcı, acı verici olabilir.

Cinsel Terapistler, cinsel danışmanlar muayene eder. Fiziksel temasta bulunur! Asla doğru değildir. Cinsel terapist ve cinsel danışmanlar; cinsel hayat ve cinsel sorunların çözülmesi için özel cinsel terapi eğitimi almış kişilerdir. Diğer terapilerdeki etik kurallar aynen geçerlidir. Cinsel terapistler fiziki muayene etmez. Fiziki davranış ve tutumlar içine girmezler. Kişisel herhangi bir ilişki kurmazlar.

Prostatın alınması cinsel istek ve gücün sonlanması demektir. Belli bir yaş döneminden sonra erkeklerde, spermlerin içinde saklandığı sıvıyı üreten prostad bezi büyüyerek, erkeğin ağrılı idrar yapmasına ve ağrılı cinsel ilişki yaşamasına neden olabilir. Cerrahi olarak prostat bezinin alınması, erkeği iktidarsız yapmaz. Cinsellikten alınan hazzı azaltmaz.

Erkeklerde kanalların bağlanması cinsel dürtüleri sonlandırır! Bu tamamen yanlış bir inançtır. Vazoktomi sadece erkeğin üremesinin kontrol edilmesine yarayan bir yöntemdir. Kadının korunmasının mümkün olmadığı durumlarda erkekler korunmak isteyebilir. Tüpleri bağlatabilir.

Penis temizliği için sünnet gereklidir! Penisin temizliği için sünnet olsun ya da olmasın; cinsel ilişki öncesi mutlaka duş alınıp, temizlenilmelidir. Aksi takdirde, kadına mikropların bulaşması ihtimali yüksektir.

Sünnetli olmak; cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmak için yeterlidir! Kesinlikle yanlıştır. Korunmasız yaşanan her ilişki ciddi risk taşır.

Her gün organların yıkanması, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma sağlar. Doğru değildir. Cinsel ilişki sırasında erkeğin üretrası yoluyla enfeksiyonlar erkeğe bulaşmaktadır. Erkekler hemen hastalık belirtilerini yaşamayıp, taşıyıcı olabilirler. Genellikle eşlerine hastalığı taşırlar.

İlişki esnasında geri çekme, vajene boşalmama (Koitus İnterruptus) gebeliğe karşı korunma sağlar! Yanlıştır. Erkeğin vajene girmesi yeterlidir. İlişki sırasında salgılanan prostat sıvısı içinde sperm bulunur. Ve o spermler ilişki esnasında serbest kalıp, hamileliğe yol açabilir.

Cinsel ilişki sonrasında idrar yapma cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma sağlar! Doğru değildir. İlişki esnasında erkeğin üretrası yoluyla enfeksiyon vücuda girer.

AIDS eşcinsellerin hastalığıdır! Yanlış bir inanıştır. Korunmasız; heteroseksüel yani karşı cinsle yapılan her türlü cinsel ilişki yoluyla AIDS, hepatit (sarılık),  bel soğukluğu (gonore), virüs hastalıkları (herpes virüsü) gibi cinsel yolla bulaşan hastalıklar geçer.

Eşcinsel insanlar görünüşlerine bakılarak saptanabilir!

Erkek ve kadınlar ya tam heteroseksüel ya da tam eşcinseldir!

Eşcinseller diğer insanlardan daha yaratıcıdır!

Sık mastürbasyon yapmak cinsel gücün azalmasına yol açar!

Sadece erkek mastürbasyon yapar! Hayır. Her iki cinste kendi kendini tatmin edebilir.

Hepsi yanlış inançlardır. Her iki cins mastürbasyon yapar. Yaratıcılığın eşcinsellikle ilgisi yoktur. İnsanlar genel olarak biseksüeldir. Sadece belli bir yönelim ağır basabilir. Masturbasyonun kısırlıkla alakası yoktur.

Mastürbasyon sivilceye, deliliğe, iktidarsızlığa, eşcinselliğe, gözler etrafında mor halkalara, ellerin kıllanmasına, saç dökülmesine, penisin küçülmesine neden olur! Asla ilgisi yoktur. Bunlar kulaktan kulağa yayılan korkutucu olumsuz düşüncelerdir.

Sık mastürbasyon yapmak cinsel gücün azalmasına yol açar! Ergenlik döneminde mastürbasyon yapma sıklığı fazla olur. Ancak cinsel güç üzerinde zayıflatıcı bir etkisinden söz edilemez.

Sadece gençler ve bekarlar mastürbasyon yaparlar! Evliler de mastürbasyon yaparlar. Eğer cinsel iştah her iki eşte aynı değilse; erkek ya da kadın eş bazen kendi kendini tatmin edebilir.

Ereksiyon daima istem sonucu oluşur! Hayır. Sağlıklı genç erkekler gece uykularının REM döneminde gece ortalama 3-4 kez sertleşme ve bazen de boşalma yaşarlar.

Küçük çocuklara bebeklerin nasıl dünyaya geldiklerini anlatmak gereksizdir, çünkü anlamazlar! Tam tersine çocuklar 2 yaşından sonra cinsiyetleri ve nasıl dünyaya geldikleri konusunda çok meraklıdırlar. Çocukların meraklarını yaşlarına uygun kelimelerle gidermek, sorularına önem verip, basit açıklamalar yapmak çok önemlidir. Cinselliğe dair korku, önyargı, utanç gibi olumsuz tutum ve inançların gelişmesine engel olunur. Çocuklara “anlamaz” deyip bilgi verilmez ise; çocuklar çarpıtılmış, yanlış cinsel bilgileri akranlarından, internetten öğrenmektedirler.

 

Önerilen Yazılar:

CİNSEL SORUN VE NEDENLERİ

CİNSEL İLETİŞİM

ERKEN BOŞALMA

 

Cinsel İletişim ve Evlilik

Cinsel İletişim ve Çift Terapisi

Eşlerden birinde ortaya çıkan cinsel bir tutukluk, problem diğer eşin davranış, duygu, inanç ve kendine güvenini etkiler. Cinsel sorun, diğer eşin de kendisinden kuşku duymasına, kendisini arzu edilir görmemesine neden olur. Cinsel sorunlar çiftin iletişimini bozabileceği gibi, iletişim sorunları da cinsel yakınlığı etkiler.

İyi, kaliteli, doyum veren bir cinsel hayat için eşler sağlıklı iletişim kurma yollarını, cinselliğe dair duygu, düşünce, beklenti, inançlarını konuşabilmeyi öğrenmelidir.

Çift terapisinde cinsel yaşamı etkileyen yanlış, olumsuz inançlar, yanlış anlamalar, kırgınlık, öfke, küsme, cezalandırma gibi işe yaramayan olumsuz iletişim kalıplarını fark etmelerine yardımcı olunur. Cinselliğin diğer bütün konular gibi konuşulabilir bir olgu olduğunun fark edilmesi çok önemlidir. Farkındalık sonucu eşler; seyirci konumundan çıkmaya, oyuncu olmaya, cinselliğe dair beklenti, arzu ve ihtiyaçlarını dile getirmeye başlayabilirler.

Çift Terapisinde; çiftin ilişkisinin önemli olan iki yönü vardır. Bunlar iyileştirilirse cinselliği olumlu bir şekilde etkileyebilir.

Bunlardan biri; konuşabilmek, iyi iletişim kurabilmek.

Diğeri ise; olumlu yaklaşmak, birbirini heveslendirmek, takdir etmek ve birbirine iltifat etmektir. Birbirini olumsuz şekilde eleştirmek, şikâyet etmek ve işi kavgaya kadar götürmek ise eşler arasındaki ilişkiyi bozabilir. Daha iyi anlaşmak, konuşabilmek cinsel sorunun düzelmesinde çok önemli rol oynar.

Övgü ve cesaretlendirme, eleştiriden çok daha etkilidir. Eşinizde beğendiğiniz özellikleri görmeye, fark etmeye çalışın ve bunları ona söyleyin. Ona sürekli olumsuz şeyleri tekrar ederseniz, bir süre sonra sizi duymayacaktır. Kabul edebileceği şeyleri bile reddedecektir. Özellikle cinsel davranış ve bedenine yönelik olumlu geri bildirimler önemlidir.

Eşinize; kendinizi açıkça ifade edin. “Ben…. istiyorum. Bunu da istemiyorum.” Davranışlarınızla dolaylı yollarla “sana söylüyorum kızım, işit gelinim” işe yaramayan bir tutumdur. Eşiniz zihninizi okuyamaz. Siz ima ederken o başka bir şeyi görebilir. Yanlış anlamaların önüne geçmek için mutlaka, yüz yüze, gözlere bakarak neyi isteyip, neyi istemediğinizi dile getirin. Olası yanlış anlama, olası yanlış tahmin ve yanlış varsayımların önüne geçmiş olursunuz. Eşiniz sizin hoşlandığınızı zannettiği bir davranışı örneğin öpüşme, sevişmeye yönelik davranışlar, vb, sizi memnun etmek için yapmaya çalışabilir. Eşinizin yapmaya çalıştığı davranış sizin hoşunuza gitmiyor olabilir. Böyle bir durum da siz öfkelenebilirsiniz. “İstemediğimi anlamıyor. Beni önemsemiyor.” Diye düşünüp, kızabilirsiniz. Bu tür yanlış anlamalar maalesef çiftlerin çok fazla sorun yaşamalarına neden olmaktadır.

Kısacası neyden hoşlanıp, neyden hoşlanmadığınız konusunda birbirinize geri bildirimde bulunmak; birbirinizi daha iyi tanımak, kaliteli bir cinsel hayat için işinize yarayacaktır.

Birbirinizle konuşurken “sen” dili yerine “ben” dilini kullanın. Her türlü duygu, düşünce ve beklentilerinizi “ben sana karşı kırgınım. Şu an öfkeliyim. Sana kızdım çünkü …. Söylemeni beklemiyordum…” İfade edilemeyen duygular; küskünlük, surat asma, konuşmaktan, yakınlıktan kaçınma, görmezden gelme, yok sayma gibi sorun yaratan davranışlarla gündeme gelir.

Eşiniz, kırgınlığını, kızgınlığını ifade ettiği zaman sizin nasıl tepki verdiğiniz çok önemlidir. Bağırma, çağırma, küsme gibi aşırı tepkiler verme karşı tarafın bir daha ki sefere kırgınlığını ifade etmesini zorlaştırır. Her ikinizin de kendini açıkça ifade etmeye hakkı vardır. Hem kendi hem de karşınızdakinin duygularına saygı göstermek çok önemlidir. Haklı da haksız da olunsa bu duygular yaşanmaktadır. Eğer duygular yokmuş gibi yapılırsa ve uygun bir şekilde ifade edilmezse içte birikebilir ve çok daha büyük patlamalara yol açabilir.

Eşler birbiri ile iki yetişkin olarak konuşmalıdır. Eşlerden biri çocukça konuşmaya başladığında, çiftin rolleri kadın erkek rolünden çıkmakta, bazen kadın erkeğin babasıymış gibi, ya da kadın erkeğin annesiymiş gibi algılanmaktadır. Bu tür çocuksu iletişim biçimleri cinsel arzuyu olumsuz etkileyebilmektedir.

Her iki taraf isteklerini dile getirdiğinde mutlaka her seferinde uyumlu olması gerekmez. Çiftler isteklerini dile getirir. Sonrasında uzlaşmayı, orta bir noktada buluşmayı öğrenirler. Farklı isteklere, farklı cinsel iştaha sahip olabilirsiniz. Her gün cinsel ilişki isteyen bir eş ile her gün birlikte olmak zorunda değilsiniz. Konuşarak her iki kişi için kabul edilebilir bir ritmi yakalayabilirsiniz. Her zaman yatak odasında olmak yerine konuşarak bazen değişiklik yapılabilir. Her zaman gece cinsel ilişkide bulunmak yerine bazen gündüz, bazen de sabahları ilişkide bulunma konusunda anlaşmaya varılabilir.

 

Cinsel Sorunların Nedenleri

Cinsel sorunlar neden ortaya çıkar?

Cinselliği olumsuz etkileyen, sorun yaratan etkenlerden söz edersek; cinselliğe yönelik yanlış inançlar, yanlış tutumlar. Cinselliğin utanç verici, hayvani, aşağılık, günah, edepsizlik, vb olduğuna inanma. Olumsuz inançlar bedenin doğal tepkilerine engel olur.

Cinsellik, diğer bütün bedensel işlevlerimiz kadar doğal olan bir süreçtir. Ancak cinselliğin nasıl yaşanacağına dair öğrenmelerden, kültürel, çevresel, fiziksel, ruhsal, zihinsel durumlardan yoğun olarak etkilenir. Etkilenmeler sonucu, cinselliğin yaşanmasında sorunlar ortaya çıkabilir.

Cinselliği olumsuz etkileyen, sorun yaratan etkenlerden söz edersek; Cinselliğe yönelik yanlış inançlar, yanlış tutumlar. Cinselliğin utanç verici, hayvani, aşağılık, günah, edepsizlik,  vb  olduğuna inanma. Olumsuz inançlar bedenin doğal tepkilerine engel olur.

Cinselliğe, kadın-erkek bedenine dair bilgi eksikliği. Cinselliğin olduğundan daha farklı, kötü, acı verici olarak bilinmesi. Cinsellik sırasında ne yapacağını, nasıl davranacağını bilememe, yanlış yapma korkusu.

Cinsellik ve sonuçlarına dair olumsuz duygular, beklentiler…

Özellikle genç kadınlar ilk cinsel ilişkide çok fazla acı duyacaklarına yönelik abartılı korkulara sahip olabilirler. Ağrı, acı korkusu ile bedenlerini çok fazla kontrol ederek, gerçekten acı duyacak hale gelebilirler.

Cinsellik sonucu hamile kalma korkuları, istenmeyen gebelik endişesi ile kadın kendini rahat bırakmayabilir. Endişe sonucu zevk alamayabilir. Cinsellik, seks istenmeyen bir duruma işaret edebilir. Özellikle düşük, kürtaj, zor doğum yapmış kadınlarda bu durum söz konusu olabilmektedir.

Cinselliğin yaşandığı yerin sakin, güvenli olup olmaması, kalabalık, geniş ailelerde yaşayan çiftlerde, cinsellik sırasında seslerin duyulabileceği endişesi ile cinsellik rahatça yaşanamayabilir. Çocuklar veya evde başka birilerinin bulunmasına bağlı olarak cinsel ilişkinin fark edileceği, görüleceği, yarım kalabileceği korkuları cinselliği olumsuz olarak etkiler.

Kendisinin veya eşinin kontrolü kaybedeceğine yönelik endişelerle cinsellikten zevk almak, kendini bırakmak zorlaşabilirUtanacağı şeyler yapma, (hayvanileşme korkusu) yaşama korkusu da cinsel ilişkiyi etkiler.

Fiziksel olarak hazır olmama, yorgunluk, zihnin başka konularla fazla meşgul olması (OKB olan kişilerin zihinleri hep doludur. Kendilerini sekse bırakmaları çok zor olabilir)

Yatak odası/cinselliğin yaşandığı yerin fazla sıcak, soğuk olması, kısacası rahat olamama.

Cinsellik için az miktarda alkol gevşeme ve uyarılma için faydalı olabilir. Ancak fazla alkollü olunması cinselliği kötü yönde etkiler. Özellikle eşlerden biri alkol alıp, diğeri de alkol kullanmıyorsa, (aynı durum sigara için de geçerlidir) tiksinme, kokudan, davranışlardan rahatsız olma söz konusudur.

İlaç kullanımına bağlı olarak cinsel işlevler bozulabilir. Özellikle psikotrop bazı ilaçların yan etkisi olarak sertleşme bozuklukları, boşalma sorunları, cinsel isteksizlik, cinsel uyarım ve orgazm bozuklukları görülebilir.

Hastalık, ameliyat, kaza, yakınların kaybına bağlı olarak durumsal cinsel istek, cinsel ilgi kaybı yaşanabilir. Bunlar genellikle geçicidir. Sorun ortadan kalktığında cinsel işlevler düzelir.

Eşlerden birinin bazen ikisinin de kendilerinden memnun olmaması, bedenlerini beğenmemesi, kendini cazip biri olarak görmemesi sonucu cinsel arzu ciddi biçimde bastırılabilir. Sadece ihtiyaç odaklı yaşanabilir. Zevk almaya izin verilemeyebilir.

Kişilerin depresif, çökkün, kaygılı, enerjisiz olması, kendini iyi hissedememesi sonucu cinsel arzuları yetersiz olabilir. Psikiyatrik bozukluklarda sıklıkla cinsel istek azlığı, zevk alamama, hissizlik görülür.

Eşlerin iletişim sorunları sonucu cinsellikten zevk alamama, cinsel isteksizlik, orgazm bozukluğu gibi sorunlar yaşanabilir. Eşe karşı öfke, kırgınlık, kızgınlık, eş tarafından başka ihtiyaçlarının karşılanmaması, eşin ailesi ile ilgili sorunlar, eşe yönelik güvensizlik, aldatılma travmalarının varlığı da cinsel işlevleri ciddi anlamda etkiler.

Eşlerden birinde ortaya çıkan bir endişe, “yapabilecek miyim, bu sefer ne olacak, ya şimdi de olmazsa” türündeki kaygılar, diğer eşin rahat olmasına engel olur. Doğallık ortadan kalkar. İlişkiden zevk almak yerine seyirci konumu ortaya çıkar. Kısırdöngü gelişebilir.

Eşler cinsel hayatlarında bir sorun olduğunu düşündükleri durumlarda,  yardım almak için birlikte karar vermeli, birlikte hareket etmelidir. Sorun kadın ya da erkeğin sorunu değil, çiftin sorunudur.

cinsel terapist istanbul bakırköy, cinsel terapi ücretleri ne kadar?, cinsel terapist arıyorum istanbul, sex terapisti arıyorum

Önerilen yazılar: 

VAJİNİSMUS NEDİR?

ERKEN BOŞALMA 

CİNSEL İSTEK BOZUKLUĞU NEDİR?

ELİKAPSİKOLOJİ UZMANLAR için Tıklayınız 

 

Erken Boşalma Nedir

Erken boşalma sorunları nelerdir?

Erkek cinsel işlev bozuklukları ve erken boşalma cinsel işlev bozuklukları içinde sıklıkla karşılaşılan; erken boşalma, boşalmanın, sertleşmenin (ereksiyonun) kontrol edilememesidir. Erken boşalma; her iki eşin isteminden önce boşalma (ejekülasyon) nın gerçekleşmesi durumudur.

Uzun süre cinsel ilişkinin yaşanmamış olması, erkeğin vaktinden önce boşalmasına neden olabilir. Çok genç erkekler ve 40 yaşın üstündeki erkeklerde daha sıklıkla görülebilmektedir. Düzensiz cinsel ilişki yaşandığında da erken boşalma daha sıklıkla ortaya çıkabilmektedir.

Arada sırada olduğunda sorun olarak algılanmaz. Ancak cinsel ilişkilerin yarısından fazlasında erken boşalma, kontrolsüz boşalma oluyorsa dikkate almak gerekir.

Erken boşalmaya dair belirlenmiş bir süre yoktur. Çiftlerin karşılıklı tatmin olup olmadıkları önemlidir. Eğer kadın eş 4-5 dakikada doyuma ulaşıyor ve erkekte boşalıyorsa bu bir sorun değildir.

Uyarılmanın ve sertleşmenin sürdürülmesi öğrenilmesi, edinilmesi gereken bir beceridir. Sadece erkeğe ait bir sorun da değildir. Cinsel sorunlar özünde ilişki sorunudur.

Erken boşalma nedenlerine bakılırsa; edilgenlik önemli bir sorundur. Öfke ve kızgınlık duygularının kabul edilmediği, “hayır” demenin, reddetmenin zor olduğu durumlarda, kızgın olunan eşi hayal kırıklığına uğratmanın, bazen cezalandırmanın bir yolu olarak ortaya erken boşalma sorunu çıkmaktadır.

Eşler arasındaki yakınlığın, çekiciliğin olmadığı durumlarda da erken boşalma sorunları artmaktadır. Kadın eşin cinselliğe olumsuz anlamlar yüklemesi, cinsel isteksizliği, erkek eşin erken boşalarak bir an önce var olan rahatsız edici durumdan kurtulmaya çalışmasına neden olabilmektedir.

Çiftlerin çocuk sahibi olmaları, doğum sonrası dönemlerde, çiftin yaşlarının ilerlemesi gibi durumlarda da, cinsel ilişkiye yüklenen anlamlar değişmektedir. Eşin anne olması, erkeğin cinsel isteğini azaltabilmekte, eşine cinsel anlamda rahat yaklaşamamaktadır. “Kutsal anne figürü” doğum sonrası kadının doğum sonrası dikiş, yırtık, akıntı, kanama vb, fiziksel sorunları da erken boşalmaya katkıda bulunabilmektedir.

Erkeklerin yetiştirilme biçimleri, cinselliğe yüklenen geleneksel anlamlar da; erken boşalma sorunlarına neden olabilmektedir. Cinselliğe, sonuç odaklı yaklaşmak, cinsel hazzın sadece erkeğe ait olarak algılanıyor olması da erken boşalma sorunlarını gizlemeye yardım etmektedir.

Erken boşalma sorunlarında bir diğer etken; başarısızlık korkusudur. Yetersizlik, başarısızlık korkuları yoğun olan erkekler, performans kaygısı ile kendilerini kontrol edememektedir. Cinsel birleşme, zevk alınacak bir edim olmaktan çıkmakta, adeta, erkekliğin kanıtlanacağı bir sınava dönüşmektedir. Performansa dair endişe, kuruntu, özgüven eksikliği, ereksiyon kontrolünü zorlaştırmaktadır.

Erkeklerin pek çoğu ilk cinsel bilgileri; akranlarından ve genellikle pornografi aracılığı ile öğrenmektedir. Eksik, yanlış, abartılı bilgiler, yetersiz cinsel bilgiler erken boşalmaya katkı sağlamaktadır. Kendi bedenini, kadının bedenini tanımayan erkeğin sağlıklı bir cinsel ilişkiyi yaşaması ve yaşatması mümkün olamamaktadır. Abartılı cinsel bilgiler, erkeğin kendini kıyaslamasına, performans kaygısının artmasına neden olarak, cinsel işlevi olumsuz yönde etkilemektedir.

Geleneksel kültürel öğrenmelerde; cinsel ilişki sadece erkeğin başaracağı bir iş olarak görülmektedir. Bu öğreti; kadınların son derece pasif, ilişkiye katkı sağlamayan bir konumda ve soğuk, deneyimsiz olarak kalmalarına neden olabilmektedir. Evlilik söz konusu olduğunda, erkekler, deneyimsiz olan kız/kadınları tercih etmektedir. Erkeğin kendi eşine verebildiği haz oranında kendine güven duygusu artıp azalabilir. Oysa cinsel deneyim ve bilgi konusunda yetersiz olan bir kadın erkeğe gerekli yanıtı veremeyebilir. Cinsel ilişkiye katılamayan bir kadın kocasının alacağı hazzı azaltabilmekte, erkeğin kendine güven duygusu zayıflamaktadır.

Kadınların pek çoğu cinsel ilişkiye katılmamakta, zevk almak sadece erkeğin sorunuymuş gibi davranmaktadır. Bu tür ilişkilerde kadının yanıt vermemesi uyarılma bozukluklarına, sertleşme, erken boşalma, orgazm olamama, isteksizlik sorunlarına neden olmaktadır.

Erken boşalma sorunu yaşandığında bu sorun sadece erkeğe ait bir sorun olarak görülmemelidir. Erken boşalma sorunu, çifte ait bir sorundur. Birlikte el ele verilerek çözülebilecek bir durumdur. Evlilik içi çatışmalar da yoğun ise; çift terapisi de gerekli olabilir.

Erken boşalma sorunu yaşayan çiftlerin birlikte cinsel terapiye gelmeleri, ayrıntılı bir inceleme sonrası terapiye başlamaları önerilir. Kadın ve erkeğe yönelik sorunların tespiti sonrası, cinsel terapistin vereceği bazı ödevler, yeni beceri öğrenimi sonrası çift sağlıklı bir cinsel hayata kavuşmaktadır.

 

Önerilen Diğer Yazılar

Kadın Cinsel İstek Bozukluğu nedir?

Cinsel İşlev Bozukluğu nedir?

Cinsel Terapistler

Cinsel Sorun ve Nedenleri

Vajinismus Nedir

Vajinismus; Kadın Cinsel Sorunları

Vajinanın kontrol dışında kasılması sonucu cinsel birleşmenin yaşanamaması durumudur. Cinsel birleşmeyi engelleyecek fiziki her herhangi bir sorun yoktur. Sadece cinsel birleşmede kasılma olmayıp, çoğu kere, jinekolojik herhangi bir muayenede de kasılma yaşanabilir.

Vajinanın kasılması ve cinsel ilişkiye izin vermemesi, sadece bir seferliğine olan bir sorun değildir. Yineleyici biçimde her cinsel yaklaşımda kasılma, cinsel ilişkiye izin verememe hali görülür. Bazı vakalarda vajen kaslarıyla birlikte, bacaklarda da kasılma, kilitlenme ortaya çıkar Bazı kadınlarda, herhangi bir cinsel eylem beklentisi bile kasılmaya neden olabilir. (Parmakla muayene, tampon, vb girişine de engel olan bir kasılmadan söz edilebilir.)

Vajınanın kasılarak cinsel ilişkiye engel olması vajinismus, (karı koca olamamak) çoğunlukla eşler arasında iletişim sorunlarına, çatışmalara neden olur. Çevre baskısı önemli bir sorun kaynağıdır. Çiftler bu durumu saklama gereği duyarlar.

Vajinismus kadın cinsel işlev bozukluklarında başı çeken bir sorundur. Hastaneye yapılan başvurular içinde yaklaşık % 40′ a varan başvuru sıklığından söz edilmektedir. (CETAD 2006)

İlk cinsel ilişki denemesinde cinsel birleşmenin yaşanamaması vajinismus olarak ele alınmaz. Daha sonraki denemelerde de vajenin kasılması ve ilişkiye izin verememesi halinin yineleyici biçimde devam ediyor olması gerekir. Kadında bir süre sonra cinsel hayattan kaçınma türünde fobik denebilecek korkular da gelişmektedir. Cinselliği çağrıştıran davranış, söz, beklenti kadında kaygı yaratarak kaçınma davranış ve tutumları pekişmektedir.

Vajinismus olgularında; genel olarak cinsellikten tiksinme, kendi cinsel organlarına bakamama, dokunamama, sevişme esnasında eşinin kendi cinsel organlarına (perineye) dokunmasına izin verememe gibi ek belirtiler de görülebilir.

Flört, nişanlılık gibi cinsel birleşme denemesinin olmadığı dönemlerde, kadında cinsel istek, uyarılma, ıslanma, orgazm evrelerinde sorun olmayabilir. Ancak cinsel birleşme denemesi sonrasında, herhangi bir psikolojik destek alınmaz ve sorun devam ederse; kadında ek olarak cinsel isteksizlik, uyarılma sorunları da ortaya çıkabilir. Çiftin ilişkisi zarar görebilir. Eşlerin özgüvenleri zedelenebilir. Birbirlerini suçlamaya başlayabilirler.

Vajinismus; kadının iradesi sonucu çözülebilecek bir cinsel sorun değildir. Katı dini inançların, bekaret tabularının, kadına yönelik geleneksel yaklaşımların yoğun olduğu topluluklarda sıklıkla yaşanan bir sorundur. Cinsellikle ilgili yasaklar, yanlış öğrenmeler (penisin zarar vereceği, çok acı yaşanacağı, içinin zarar göreceği gibi korkular vajinismus sorunlarında etkilidir.)

Kadınların çocukluk ve ergenlik döneminde yaşadığı cinsel istismar, taciz gibi travmatik olaylar da kadının cinsel işlevlerini önemli ölçüde etkiler. Zaten vajinismus ile birlikte başka psikolojik, bedensel sorunlar da sıklıkla tabloya eşlik eder.

Kesinlikle kadının ruhsal yapısını yaralayacak, güveni suistimal edecek yöntemlerden kaçınılmalıdır. Anestezi altında, kadını bayıltarak cinsel birleşme, vajeni açma girişimlerine başvurulmamalıdır. Bazı durumlarda da, vajenin kasılmasını önlemek için kadının yapay yollarla hamile kalması sağlanmaktadır. Bu tür uygunsuz müdahaleler anlık çözüm getirse bile, uzun vadede çiftin cinsel yaşamını olumsuz etkileyecektir.

Vajinismus iyileşen bir bozukluktur. Öncelikle jinekolojik bir sorun olmadığının tespiti gereklidir. Sonrasında; Cinsel Terapi eğitimlerini tamamlamış cinsel terapistlerle (Psikiyatrist/Psikolog) yapılacak ortalama 12 seans süren bir terapi süreci ile sorun çözülmektedir.

Masturbasyon ve Cinsellik

Masturbasyon

Kişinin (kadın/erkek) cinsel bir eş olmadan kendi kendine bedensel doyuma ulaşması, kendi kendini tatmin etmesine verilen addır. Bu birçok şekilde gerçekleşebilir.Teknik olarak mastürbasyonla normal bir cinsel ilişkinin birbirlerinden fizyolojik olarak farklılıkları yoktur.

Kişinin (kadın/erkek) cinsel bir eş olmadan kendi kendine bedensel doyuma ulaşması, kendi kendini tatmin etmesine verilen addır. Bu birçok şekilde gerçekleşebilir. Teknik olarak mastürbasyonla normal bir cinsel ilişkinin birbirlerinden fizyolojik olarak farklılıkları yoktur.

Erkekte penisin, kadında ise klitorisin ereksiyonunun (sertleşmesinin) gerçekleşmesi için, öncelikle uyarılması gereklidir. Dokunsal, görsel ya da kokusal uyarılar olabilir. Uyarıların algılanmasıyla birlikte beyinde elektriksel boşalmalar olur. Uyarılma sonucu oluşan elektrik akımları beyin ve omurilikte bulunan sinir ağrıları yoluyla cinsel organlara (penis ve klitoris) iletilir. Uyarılmayla bazı kimyasal maddeler açığa çıkar. Cinsel organlara kan getiren damarlar genişler ve kan akımında artış oluşur. Gelen kan, cinsel organlarda hapsedilir. Cinsel birleşmeye hazır durumdaki cinsel organlar ilk başta alınan cinsel uyarının şiddetine ve çeşidine göre gerginleşir. Uyarının doruğa ulaşmasıyla birlikte cinsel organlardan beyine, orgazm ve boşalma için uyarılar iletilir. Beyin-cinsel organ etkileşimi ile birlikte orgazm ve boşalma gerçekleşir.

Mastürbasyon normal cinsel ilişkiye zarar verir mi?

Mastürbasyon tek başına cinsel ilişki için zararlı değildir. Ancak yeterli cinsel deneyimi olmayan kişilerde uzun süreli mastürbasyon sonucu, cinsel birleşme denendiğinde erken boşalma yakınmalarıyla karşılaşılabilir. Ancak cinsel birleşme deneyimi olmayan ve mastürbasyon yapmayan ya da çok nadir yapan kişilerde de erken boşalmanın sık olduğu bir gerçektir.

Kadınlarda mastürbasyon klitorisin dokunarak uyarılması sonucu oluşur. Kadının kendi bedenini tanıması, cinselliğini fark etmesi açısından mastürbasyonun faydalarından söz etmek gerekir. Masturbasyon, kendi başına kızlık zarına zarar vermez. Ancak vajinaya bir cisim, (vibratör, vb) sokulursa yırtılma gerçekleşebilir. Kadınların orgazm için mutlaka bir partnere ihtiyacı yoktur. Tıpkı erkekler gibi, klitorisin şişmesi, duyarlılaşması sonucu orgazm gerçekleşir.

Masturbasyonun sıklığı ne olmalı?

Kişinin günlük yaşantısını etkilemeyecek kadar yapabilmesidir. Aynı şekilde, kişiyi ve çevresindekileri olumsuz etkilemeyecek özel ortamlarda yapılan mastürbasyon zararsız kabul edilir. Erkek ergenler ilk zaman sıklıkla mastürbasyon yapma gereği duyabilirler. Hormonal uyarıların fazla olduğu dönemlerde mastürbasyon isteği fazla olabilir. Sanıldığı gibi kısırlığa yol açmaz. Hatta, genç erkekler mastürbasyon yoluyla özdenetimi, boşalma kontrolünü de öğrenebilirler.

Genç, cinsel olgunluk çağındaki erkekler; düzenli cinsel yaşamlarının olmadığı zamanlarda, kendiliğinden gece boşalmaları yaşarlar. Özellikle erkeklerin, düzenli cinsel yaşamlarının olmadığı dönemlerde, mastürbasyon yapmalarının faydalarından söz etmek gerekir. Her iki cinste de cinsel uyarılma, canlılık açısından faydalıdır. Cinsel organların oksijenlenmesine yardım eder.

Masturbasyon ne zaman sorun yaratır?

Partneri olduğu halde kişi, (kadın/erkek) partneri ile cinsel birleşme yerine mastürbasyonu tercih ediyorsa bu sorunlu bir durumdur. Ya da günlük yaşamını, eşi ile cinsel yaşamını olumsuz etkileyecek tarzda ısrarcı mastürbasyon davranışları varsa bu durumda da sorun var demektir.

Cinsel İstek Bozukluğu

Kadında azalmış cinsel istek bozukluğu nedir?

Kadının cinsel fantezi kurma, cinsel istek duyma ve cinsel etkinliğe katılım göstermede belirgin yetersizlik ya da cinsel aktiviteye katılımının hiç olmamasıdır. Cinsellikle ilgili bütün eylemlerde belirgin edilgenlik, katılım göstermeme vardır.

Azalmış cinsel istek bozukluğunda; cinsellikten konuşmak, cinselliği akla getirecek bir davranış ya da sözel ifadede bulunmaktan kaçınılır.

Kadınların cinsel istek azlığında rol oynayan etkenler; fizyolojik, düşünsel, davranışsal, duygusal ve çevresel faktörler söz konusudur.

Kadınların cinsel kimlik gelişiminde çevrenin, toplumun, geleneklerin kadına yüklediği anlamlar, kadının bedenine yönelik atıflar, toplumun kadın cinselliğine yönelik yaklaşımları önemli rol oynar.

Kadınların cinsel bölgelerine yabancı kalmaları, evlilik öncesi cinsel deneyimin, mastürbasyonun onaylanmaması, cinsellik konusundaki bilgi yetersizliği önemli sorunlar yaratmaktadır. Pek çok kadın cinsel iştah ve yeterlilik konusunda kendini hemcinsleri ile kıyaslamakta ve çoğu kere cinsel isteğini fark edememektedir.

Kadınların cinsel istek sorunlarında; hatalı cinsel inanışlar, ayıp, günah, iğrenç, utanılacak bir eylem olarak algılama; kadının cinsellikten zevk almasını, kendini bırakmasını zorlaştırmaktadır. Suçluluk duyguları hisseden bir kadın cinselliğe olumlu yaklaşmayacak ve cinsel ilgi duymayacaktır. Kirlenme, pis olunduğu düşünceleri de kadınları cinsellikten uzaklaştırmaktadır. Ter, beden sıvıları, sperm, tükürük gibi salgılara karşı önyargı varsa, (titizlik, temizlik takıntısı olan kişiler vb) kadının cinsel isteği zayıf kalabilir.

Kadınların yaşı, adet döngüsü, menapoz, doğum ve lohusalık sonrasında olup olmadıkları da önemlidir. Hormonal düzensizlikler kadının cinsel isteğini azaltabilir. Adet döngüsü kadının cinsel isteğini etkiler. Keza zor bir doğum yapmış, kürtaj yaşamış, gebe kalma korkusu olan bir kadının da cinsel isteğinin zayıf olacağı söylenebilir.

Diğer önemli bir konu ise; cinsel uyarılma ile cinsel istek azlığının birbirine karıştırılmasıdır. Bazı kadınlar cinsel istek duymasa dahi, eşinin uyarması ile uyarılabilmektedir. Bazı kadınlarda ise; uyarılmada da sorun olabilir.

Cinsel istek sorunlarında çok önemli bir diğer nokta ise; çiftin aralarındaki ruhsal, duygusal, düşünsel bağ yani ilişkileridir. Çiftin uyumlu bir ilişki ve iletişime sahip olması durumunda cinsel istek azlığı daha az ortaya çıkabilmektedir.

Kadınlar evlilik ya da ilişkinin başında eşlerine, cinsel isteksizliklerini ifade edememekte, zamanla cinsel ilişki kaçınılması, uzak durulması gereken eziyet verici  olarak yaşanmaktadır. Başlangıçtaki zayıf cinsel istek, giderek katı bir isteksizlik olarak çiftin ilişkisini bozmaktadır.

Kadının çocukluk ve ergenlik dönemlerinde başından geçen istismar, taciz, tecavüz gibi travmatik yaşantılar, kadının cinsel isteğini ortadan kaldırabilir. Cinsellik yaşansa dahi, kadının daha sonra yoğun suçluluk duyguları ile baş başa kalmasına yol açabilir. Evlilikteki cinsellik, geçmişte kalmış, unutulmuş cinsel travmaları tetiklemektedir. Kadının cinsel isteği olsa dahi zamanla o istek yok olmaktadır.

Kadınların fizyolojik olarak erkekler gibi hemen uyarılmaması, erkeğin kadını yeterince hazırlamaması da kadının cinsel isteğinin azalmasına yol açabilmektedir.

Kadın Cinsel isteksizlik sorunu ile başvuran çiftlerdeki bir diğer sorun; cinsel ilişki sıklığı konusundaki uyumsuzluktur. Kadın ve erkeğin birbirinden çok farklı cinsel isteğe sahip olmaları, zamanla cinsel istek azalmasını tetikleyebilmektedir.

Kadında azalmış cinsel istek bozukluğu için ne yapılabilir?

Azalmış cinsel istek, sadece kadının sorunu değildir. Çiftin birlikte terapi/danışmanlık için cinsel terapiste, cinsel danışmana başvurması gerekir. Ayrıntılı bir anamnez sonrası, çiftin ve kadının hikayesine göre terapi, cinsel danışmanlık süreci başlar.

Eğer ilişkiye dair iletişim çatışmaları, kişilik problemleri varsa; önce bir ilişki danışmanlığı gerekli olabilir. Kadın ve erkeğin probleme yaklaşımları farklı olabilir. Çiftin biri problem olarak algılarken diğeri aynı fikirde olmayabilir.

Kadının geçmiş yaşamında cinselliğe dair tetiklenmiş travmalar varsa; önce bu cinsel travmalarla çalışılması gerekebilir.

Zor bir doğum yaşanmış, doğum kanalında yırtılma, dikiş izi, vs, varsa; gerekirse bir kadın doğum uzmanına muayene de gerekli olabilir. Bu tür sorunlar kadında acı yaratacağı için de kaçınma ve isteksizlik olabilmektedir.

Kadının fizyolojik düzeyde hormonal bir sorununun olma olasılığı varsa; bu tür sorunların öncelikle giderilmesi gerekir.

Kadının ve erkeğin cinselliğe bakışları, beklentileri, uyumsuzluğun nerelerde ortaya çıktığı incelenir. Ortaya çıkan sorun alanlarına uygun bilişsel, ilişkisel, davranışsal müdahaleler uygulanabilir. Olası sorun kaynakları çözümlendiğinde cinsel danışmanlık ve terapi ile destek sağlanır.

 

ÖNERİLEN DİĞER YAZILAR:

Cinsel İşlev Bozukluğu

Erkeklerde Erken Boşalma sorunları

Cinsel Terapi Uzmanlar

 

Bekaret Nedir

Bekâret (kızlık zarı) nedir?

Kızlık zarı; vajina girişini saran ince yapılı, esnek, kan damarları ve sinir yapıları yönünden zayıf, örtüye benzeyen bir dokudur. Doğumdan itibaren kız çocuğunun cinsel olgunluk çağına gelinceye kadar üreme organlarının korunmasına hizmet etme amaçlı bir örtüdür.

Bazı kızlık zarları delikli bir yapıda olabilir. Esneklik ve kalınlık yönünden farklılıklar gösterir. Bazen kız çocuğunun ergenliğe ulaşması ile adet kanamasının geçişine zor izin veren yapıda da olabilir. Genç kızlar böyle durumlarda adet sancılarını fazla ağrılı yaşayabilirler. Bazen doktor müdahalesi ile açıklık yaratmak gerekebilir.

Bazı kızlık zarlarının yapısı penisin girişi için kolayca açılıp esnemeyebilir. Bazılarıysa daha kalın bir dokuda olup, dar açıklıkları nedeniyle kolayca açılmaz. Çok kalın ve dayanıklı bir örtü gibi olan kızlık zarlarını jinekolog kontrolünde açmak gerekebilir.

Kızlık zarı bekaretin göstergesi değildir. Az da olsa kızlık zarı açık olarak doğan bebeklerde vardır.

Kızlık zarına dokunulmadığı takdirde gebeliğin oluşmayacağı yönünde genel ve yanlış bir inanış olsa da penisin vajinaya girmediği ancak boşalmanın vajina yakınında gerçekleştiği cinsel ilişki sonucunda spermler vajinaya girebilir ve buradan da yumurtaya kadar ulaşabilir.

Genç kızlarda ilk gece korkusu, ilk ilişkide çok acı çekeceği, çok kanama olacağı endişeleri ile ciddi cinsel sorunlar yaşanmaktadır.

İlk ilişkide zannedildiği, abartıldığı  gibi acı ve kanama olmaz. Ancak kadın yeterince rahat ve uyarılmış değilse kendini sıkacağı,kasılmış olacağı için vajen kolay açılmayacaktır. Kadın yeterince rahatlamışsa ve kendini güvende hissediyorsa, cinsel uyarılmaya kendini bırakabilir. Cinsel organlar ilişkiyi kolaylaştıracak ıslaklığa ve esnekliğe ulaşır.Böylece rahat bir cinsel birleşme mümkün hale gelir.

Kadında korku ve kaygı çok fazla ve gergin ise; ilişki için hemen ısrar etmemekte fayda vardır.

Çok fazla kaygı korku varsa; cinsel birleşmeden kaçınma fazlaysa, fazla vakit geçirmeden bir cinsel danışman/cinsel terapist ile görüşmekte fayda vardır. Ortalama 12 seansta sorunlar çözülmektedir.

 

Diğer Yazılarımızı Okudunuz Mu?

 

×

Merhaba!

WhatsApp'ta soru sormak veya bize bir e-posta göndermek için aşağıdaki temsilcilerimizden birini tıklayın (E-Mail Adresimiz: psikolojielika@gmail.com)

× Nasıl Yardımcı Olabiliriz?