Flashback Nedir?

Flashback nedir?

Travma yaşayanlar için en büyük zorluk, geçmişte yaşananların kontrol edilemez biçimde hatırlanmasıdır. Buna, tetiklenme denir. Travmatik anıları ne kadar uzaklaştırmaya, unutmaya, hatta yok saymaya çalışsak ta zihin ve beden unutmaz. Yaşanan travmatik olay her ne ise, onunla uzaktan ilgili olan uyaranlarda bile tetiklenme yaşanır. Geri dönüşler olabilir. Sanki bir anda geçmişteki olaya çekiliriz. Geçmişte yaşanmış olan, kaza, yangın, deprem, tecavüz, saldırı, şiddete maruz kalma, suda boğulma gibi yaşamı tehdit eden anılara dair hafıza izleri bazen bir müzik, bazen buzdolabı sesi, bazen bir koku ile tetiklenir. Hatta bazen anlayamadığımız bir şekilde tetiklenebiliriz.

Travmatik olayların tetiklenmesinin en yaygın biçimi Flashback denen; geçmişe ait olayın görüntülerinin uyanıkken ansızın zihne girmesi, video gibi zihinde oynamaya başlamasıdır. Sanki geçmişteki olayı yeniden yeniden yaşamak gibidir. Bazen çok hızlı bir fotograf bazen daha uzun bir video gibi zihinde canlanır. Zihinde canlanması bedenin de sanki yeniden yaşanıyor gibi tepki vermesine neden olur. Hem önceki anı izleri canlanır, hem de yeniden yaşanarak pekişip daha rahatsız hale gelmesine neden olur.

Flashback İle Nasıl Baş Edebilirim?

Flashback yaşandığı anda dış gerçeklikten kopmaya başlarız. O nedenle kendimize “bu yaşadığım şey eskiye ait, bu eski bir foto, eski bir video, şimdi, şu anda yaşamıyorum bunları, bunlar eskinin izleri, çocukken yaşadığım şeyler, …” demek işe yarar.

Flashback yaşamak, travmaya maruz kalanlarda normaldir. Aklınızı kaçırmıyorsunuz. Olağanüstü deneyimler yaşandığında, zihnin bunları sindirmesi zaman alır. Yaşadığınız anormal olaylara verdiğiniz flashback tepkileri normaldir. Bunlardan korkmayın.

Kendinizi şimdi, şu ana getirmeye çalışın. Gözlerinizi açık tutun. Etrafınıza bakın. Etraftaki nesneleri, çevreyi görmeye çalışın. Sesleri, görüntüleri, hareketleri algılamaya önem verin.  Duyularımız bizi bugüne sabitler. Bugünün güvenliğini algılamak sinir sistemimizi rahatlatır. Ayaklarınızı, kollarınızı hareket ettirin. Hareket bizi bugüne getirir. Yere basın, ayaklarınızı yere vurun, adımlayın, Dans eder gibi salınmak ta işe yarar.

Travma beden sınırlarımızı bulanıklaştırabilir. O nedenle de dokunma hareketleri çok önemlidir. Elinizde bir şeyleri sıkın, bırakın. Kolunuza takacağınız bir stres lastiğini çekip bırakmak ta sizi bugünde tutmaya ve beden sınırlarınızı yeniden hissetmeye yardım eder.

Flashback yaşandığında, travmatik olay esnasında yaşananlar bedende yeniden canlanabilir. Uyuşma, donma, hissizlik, uyuşukluk, uykunun gelmesi gibi yakınmalardan korkmayın. Bunlar bedeninizin hayatta kalmaya yönelik koruyucu tepkileridir. Zihindeki görüntüler ansızın bedenin de kendini tehlikede algılayıp, korunma moduna çekilmesine neden olmuş olabilir. Örneğin deprem travması yaşamış iseniz, tıpkı deprem anındaki gibi büzüşmüş, donmuş, kaskatı hissedebilirsiniz. Tecavüz travması var ise bedeni hissetmek çok zor olabilir. Güçsüz, yıkılacak gibi algılayabilirsiniz kendinizi.

Bazen de aşırı hareket etme, yerinde duramama, kaçma, savaşma tepkilerini yaşayabilirsiniz. Bunlar da korkulacak tepkiler değildir. Travmatik olaya yönelik zihin ve bedeninizin savaşma/kaçma tepkileridir. Tehlike algısı geçince bunlar da geçecektir. Bedeninize dokunun. Kollarınıza, bacaklarınıza masaj yapın. Kendinize sarılın. Yüzünüze yumuşakça dokunun. Saçlarınızı okşayın.

Nefes alış verişinizi gözlemlemeye çalışın. Savaş/kaç modunda iken çok hızlı ve yüzeysel nefes alıp veririz. Ağızdan alırız. Ağızdan nefes almayı bırakıp, burundan nefes alıp vermeye odaklanın. Bir elinizi göğsünüze bir elinizi karnınızın üstüne koyun. Karnınızın üstündeki eli hareket ettirecek şekilde nefes alıp verin.

Nefes alışınız kısa olsun, verişinizi uzatın. Derinden nefes alıp yavaşça vermek panik tepkilerini azaltır.

Travmatik yeniden yaşama anında beden kaskatı olabilir. Kolları bacakları sıkıp bırakmayı deneyin.

Bazen travmatik anı canlanıp, flashback yaşadığımızda, nerde olduğumuz bilincini kaybedebiliriz. Bedene dokunmak, hareket etmek, etrafta gördüklerimize bakmak, yanımızda bir yakınımız var ise onunla konuşmak, ondan sarılmasını istemek bizi yeniden yaşadığımız ana getirir.

Yaşananların sadece kendi başınıza geldiğini düşünmeyin. Evrensel insan tepkilerini yaşadığınızı anımsayın. Mümkün ise yakınlarınız ve arkadaşlarınız ile mutlaka paylaşın.

Flashback’lerinizi yakınlarınıza anlatın ki ihtiyaç duyduğunuzda onlar da sizi fark edip, size yardım edebilsinler. Sakinleşmeniz için destek olabilsinler. Size “ tamam şimdi buradasın, benimlesin, geçti, artık güvendesin, geçmişte kaldı, her şey yolunda şu an…” biçiminde destek olabilirler.

Flashback ve travmayı yeniden yaşama deneyimleri çok yorucudur. Enerjinizi tüketebilir. Depresyonda gibi hissetmenize sebep olabilir. Sarsıcı deneyimlerdir. Öz bakımınıza çok dikkat edin. Sıcak bir duş, doğada yürüyüş, sakinleştirici relax bir müzik, sevdiğiniz bir yemek, sevdiğiniz insanlarla beraber olmak iyileştiricidir.

Travmatik foto, yani flaş back yaşayan şu anki benliğiniz değildir çoğu kez. Çocukluğa, ergenliğe ait deneyimler olabilir. O nedenle içinizdeki çocuk, içinizdeki genç taraflarınızın travmaları olduğunu hatırlamaya çalışın. İçinizdeki çocuk bazen çok korkabilir. Panikleyebilir.

İçinizdeki çocukla konuşmayı deneyebilirsiniz. Şimdiki yetişkin halinizle travmayı yeniden yaşayan çocuğa şefkat, anlayış, sabır göstermek mümkün olabilir.

Kendinize şunları söyleyebilirsiniz; “hatırladığın olaylar geçmişte kaldı, artık ben varım, bir yetişkinim, bana baksana neleri başardım. Sana da yardım edebilirim. Yaşadığın şeylerin üstünden çok yıllar geçti. Bak artık kendi evim var, işim var, kendi paramı kazanıyorum. Artık güçlüyüm. Yardım alabilirim. Hiçbir şey o travmanın yaşadığı dönem gibi değil. Bak etrafa her şey çok farklı. Ben okulu bitirmiş, işe girmiş, çalışan, kendi parasını kazanan, çocuk doğurmuş, bakmış, büyütmüş … biriyim. Sana da yardım edebilirim…gibi bir çocukla, bir ergenle konuşur gibi konuşmak yatıştırıcı bir deneyime dönüşebilir.

Flashback’ler için içinizdeki çocuğa kızmayın. Tetiklenmeler aslında yetişkin benlikle bağlantı kurup iyileşme, kendini gösterme ve şifa bulma çabası olabilir. Yardım isteme davranışı gibi düşünebilirsiniz. Yardım arayan birine kızılır mı?

Yukarıda anlatılanlar aslında Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirtileridir. (TSSB) Diğer adıyla; Post Travmatik Stres Bozukluğu  (PTSD)

Çocukluk dönemine ait ihmal, istismar, sözel ve fiziksel şiddetin olduğu aile ortamlarında büyüyenler de kendilerinde yukarıda belirtilenlere benzer şeyleri deneyimliyor olabilirler. Özellikle Kompleks travma sorunları olan Borderline, Narsistik kişilik yapılanmalarındaki yakınmalar PTDS ye benzeyebilir.

Söz konusu belirtilerle mücadele etmek kolay değildir. Kendi başınıza yapabilecekleriniz olduğu kadar mutlaka bu konuda psikolojik destek almayı düşünmeniz önerilir. Eğer yakınlarınızda bu tür şikayetler var ise onlara da hatırlatılabilir.

Flashback ile ilgili En Etkili Terapi Nedir?

EMDR Terapisi ve Travma Odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaşantısal terapilerden Somatik Deneyimleme, Sensöri Motor Terapi önerilmektedir.

 

Meryem Gül Eren

Psikolog Akredite EMDR Terapisti

Travma Nedir

Travmanın fiziksel, duygusal, zihinsel belirtileri

Travmatik etken; kişinin ruhsal, fiziksel, bedensel dünyasını kaosa sokar. Ruhsal, zihinsel, ilişkisel, bedensel düzen bozulur. Tehlike ne kadar büyük ise; kayıp olasılığı ve tepkilerde o denli şiddetli olur. Eskisi gibi olmak, yaşamak, düşünmek, hissetmek artık mümkün olmaz.

Travma; günlük yaşamdaki sürekliliğin beklenmedik biçimde bozulması, kesintiye uğraması durumudur. Aniden gelişir. Kişinin, ailelerin, kitlelerin baş etme mekanizmaları aniden yetersiz kalır. Bireyin, ailenin, topluluğun varlığına yönelik açık, gizli bir tehdit/tehlike sinyali taşır. Tehdit/tehlike sinyali ne kadar büyük ise; travmatik etki de o denli büyük ve etkili olur. Bireyin o güne kadar ki var olan baş etme mekanizmaları işe yaramaz. Şok tepkileri ortaya çıkar. Tehlikenin büyüklüğüne ve bireyin baş etme kaynaklarına göre; 3 tür tepki olasılığı vardır. Birey; ya savaşacak, ya kaçacak ya da hiç bir şey yapamayıp donma tepkisi ile karşılık verecektir.

Travmaya neden olan etken; doğal bir afet olabileceği gibi, insan eliyle yapılan taciz, istismar, yaralama, vb, de olabilir. Ya da bir çocuğun ihtiyaçlarının yeterince karşılanamaması, yıl sonu gösterisinde rolünü unutması, sınıf içinde küçük düşürücü bir davranışa maruz kalması, sınavda başarısız olması, kötü bir olaya tanık olması da travmatik etken olabilir.

Travmaların bir kısmı, tek seferliktir. Bir kez yaşanmıştır. Tekrarı olmayabilir. Bazen de travma; sistematik biçimde devam eder. Bunlarda Kompleks Travma olarak adlandırılır. Kompleks travmaların onarılması daha zor ve zaman alan, etkileri daha kalıcı olabilen durumlardır. Özellikle Kişilik Bozukluğu olarak nitelendirilen rahatsızlık durumlarının altında, çocukluk dönemi travmatik yaşantılarının fazlalığı dikkati çekmektedir.

Travmanın fizyolojik belirtileri nelerdir?

Travmatik etken/tehlike söz konusu olduğunda; otonom sinir sistemi aşırı uyarılır. Sempatik sinir sistemi aktive olur. Yoğun biçimde adrenalin, kortizol gibi hormonlar kana karışır. Organizma savaş, kaç ya da donakalma moduna otomatik olarak geçer.

Söz konusu tehlike karşısındaki aşırı uyarılmışlık haline bağlı olarak;

  • Kalp çarpıntısı,
  • Hızlı ve yüzeysel nefes alma, nefes alamama hissi,
  • Göğüs ağrısı,
  • Baş dönmesi, baş ağrısı,
  • Yoğun terleme, ısı değişiklikleri sıcak basması ya da buz gibi olma hali,
  • Mide bulantısı, kusma isteği,
  • Baş dönmesi, tansiyon düşmesi,
  • Kol ve bacaklarda kasılma, seyrime, titreme,
  • Yorgunluk,
  • Baygınlık hissi, halsizlik,
  • Hareketsizlik, donakalma,
  • Aşırı, amaca yönelik olmayan hareketlilik,
  • Ağız kuruluğu,
  • Çabuk uyarılma, küçük uyaranlara bile ani, yoğun uygunsuz tepki verme sayılabilir.

Travmanın psikolojik belirtileri nelerdir?

Ruhsal dünyanın ansızın kapasitesinin üstünde uyarılması sonucu;

  • Şok olma,
  • Şaşkınlık hali,
  • Dikkati toplayamama,
  • Hayal kırıklığı,
  • Muhakeme güçlükleri,
  • Düşünememe, donakalma, seyirci olma hali,
  • Unutkanlık, dalgınlık, eskileri hatırlayamama,
  • Organizasyon güçlüğü, dağınıklık,
  • Plan yapamama,
  • Kabuslar, Flash back denen olay anının tekrar tekrar zihinde istemsizce canlanması,
  • Travmatik olayın yeniden olacağı beklentisi, düşünceleri,
  • Uykusuzluk; travma sonrası stres bozukluğunun en önemli göstergelerinden biridir.Kişinin uyku kalitesi bozulur. Sürekli uyanık kalmaya çalışılabilir.
  • Karar alma güçlükleri, yanlış karar verme sorunları, pişmanlık,
  • Oryantasyon zorlukları, sorun çözme becerilerinde gerileme, yetersizlik,
  • Önceki işlevselliğe geri dönememe, beceri kayıpları,
  • Günlük yaşama kendini verememe, hayattan zevk alamama,
  • Olayı inkar etme, yok saymak isteme, reddetme,
  • Başkalarını suçlama, tekrarlayan istemsiz, olumsuz otomatik düşünceler sayılabilir.

Travmanın duygusal etkileri nelerdir?

Travma anında ilk yaşanan ŞOK tepkisidir. Nasıl yani? Ne oldu? Anlamlandırma kapasitesini aşan tehlikeli bir durum vardır.

İlk şok atlatıldıktan sonra yaşanan duyguların en başında; yoğun bir korku, dehşet, panik, çaresizlik, güçsüzlük, yetersizlik vardır. Şok, panik duyguları devamında acı, öfke, pişmanlık, suçluluk, utanç, kızgınlık, nefret gibi duygular zihni adeta işgal eder.

Travmatik olay yaşanıp bitmiş olsa da; o an yaşanmış olan duygular genellikle sindirilemeden depolanmaktadır. Daha sonra travmatik olayı anımsatan herhangi bir olay, düşünce, duygu, bir rüya, bir çağrışım ansızın travma anında yaşanmış duyguların yeniden yaşanmasına yol açar. Aşırı duygusal uyarılmışlık durumunda ise; sol beynin mantıksal, rasyonel düşünme becerileri bastırılır. Ansızın yaşanan duygusal tetiklenmeler, kişilerin hayat kalitesini bozar. Pek çok duygusal sorunun altında travmatik olaylar bulunur. Travmatik olay sindirilebilir hale gelip, duygusal yükü boşaldığında kişi rahatlar. Kolay tetiklenip, kaosa girmez.

Travmayı ne zaman ciddiye alıp, yardım almak gerekir?

Travmatik olayın türüne, ciddiyetine bağlı olmakla birlikte; eğer hayatı doğrudan tehdit eden bir olay yaşandıysa hemen psikolojik destek alınabilir.

İstismar, tecavüz, taciz, bedene yönelik yaralanma, kaza, sel, deprem, toplumsal, insan eliyle ortaya çıkan felaketlere doğrudan maruz kalınması gibi durumlarda hemen müdahale edilebilir.

Yaşanan, tanık olunan, etkilenilen olayın üstünden 1 ay geçmiş olmasına rağmen, bazı belirtiler hala çok yoğun ise psikolojik destek olasılığı düşünülmelidir.

İlk 1 ay travmaya yönelik verilen bedensel, zihinsel, duygusal tepkiler normal olarak kabul edilir. Anormal bir olaya bireyin verdiği normal tepkilerdir söz konusu olan.

Travmatik olayın üstünden 3 ay geçmiş olmasına rağmen; hala uykusuzluk, kabus görme, iş ve karşı cins ilişkilerinde yetersizlik, depresif, karamsar duygu durum, ani uyarılmalar, cinsel isteksizlik, içe çekilme, olay anına yönelik istemsiz görüntüler zihne geliyorsa mutlaka bir uzmana baş vurmak gereklidir.

Travma belirtileri tedavi edilmediğinde; kronik uykusuzluk, depresyon, kaygı bozukluğu, verimlilik kaybı, ilişkisel sorunlar, cinsel işlev bozuklukları, alkol, madde bağımlılığına yönelme, panik bozukluk, bedensel rahatsızlıklarda artış ortaya çıkabilir.

Travma terapisi konusunda ayrıntılı bilgi için: www.emdrbakirkoy.com öneririz.

Bakırköy psikolog, olarak hizmet veren uzmanlarımız için tıklayınız

 

×

Merhaba!

WhatsApp'ta soru sormak veya bize bir e-posta göndermek için aşağıdaki temsilcilerimizden birini tıklayın (E-Mail Adresimiz: psikolojielika@gmail.com)

× Nasıl Yardımcı Olabiliriz?