Çocuk ve Ergen OKB

Çocuğunda OKB Olan Ebeveynler için 5 Öneri

Çocuğunda Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) Olan Ebeveynler için 5 Öneri

 

“Obsesif – Kompulsif Bozukluktan mustarip çocuğunuza nasıl ebeveynlik yapacağınız konusunda sıkıntı yaşıyor musunuz?

Çocuğunuzun mantıksız düşünceleri nedeniyle zorluk yaşadığını ya da tuhaf ritüeller gerçekleştirdiğini görmek oldukça üzücüdür. Nasıl tepki vermelisiniz? Kompulsif davranışlarını durdurması için ona nasıl yardımcı olabilirsiniz? Katı mı olmalısınız? Görmezden mi gelmelisiniz? … Çocuğunda Obsesif – Kompulsif Bozukluk (OKB) olan aileler için öneriler şöyle:

 

Kendinizi ve çocuğunuzu Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) hakkında bilgilendirin.

Çocuklar bana nasıl da saçma inançları olduklarını fısıldıyorlar. Onlara güven veriyorum ve çekinerek daha fazlasını anlatıyorlar. Köşelere dokunmak, kafalarında saymak ya da ne zaman kötü bir şey düşünseler ellerini yıkamak zorunda olduklarını söylüyorlar. Tuhaf düşünceleri yüzünden özür diliyorlar ve “deli” olduklarını ilan etmemi bekleyerek bana bakıyorlar.

Çocuklara bunları daha önce duyduğumu söylüyorum. Yalnız olmadıklarını söylüyorum. Bunun bir adı olduğunu söylüyorum. Bunun yaygın bir durum olduğunu söylüyorum. Ve çaresi olduğunu söylüyorum. Gözleri kocaman açılıyor ve bir rahatlama ile  “Var mı?” diyorlar.

 

Çocuğunuza OKB’nin ne olduğunu ve bunun onun düşünmesini nasıl etkilediğini anlatarak yardım edebilirsiniz. Eğer siz kendiniz OKB’nin ne olduğunu anlamıyorsanız bu konuda bilgi edinmek çocuğunuza yardım etmek için daha hazır hale gelmenizi sağlayacaktır.

Çocukların seviyesinde OKB’yi anlamalarına yardımcı olacak bazı iyi kitaplar var. Kimi ebeveynler OKB terimini kullanmaya çekinir ama çocuklar sorunlarının bir adı olduğunu ve yalnız olmadıklarını bildiklerinde bir rahatlama hissederler.

 

OKB’ye “Patron Bozuntusu” gibi isimler verin

Çoğu zaman çocuklar OKB’leri hakkında nasıl konuşacaklarını bilmiyorlar. Düşünceleri nedeniyle mahcup hissediyorlar. Ritüellerine bağlıdırlar. Ritüel davranışlarını bırakmalarını söylediğinizde sanki siz – OKB’lerine değil de – onlara saldırıyormuşsunuz gibi hissedebilirler.  Bazen kızarlar.

OKB’ye bir isim vererek çocuğunuzun OKB’yi dışsallaştırmasına yardım edin. Onu “Bay Endişe” ya da “Patron Bozuntusu” olarak adlandırabilirsiniz. Bazı çocuklar yaratıcı olmayı severler ve kendileri bir isim bulurlar. Çocuğunuza şöyle bir şey söyleyebilirsiniz:

“Patron Bozuntusu bir üçkâğıtçı ve sana patronluk taslamaktan, seni endişelendirmekten hoşlanıyor.  Bazı şeyleri bırakıp onun aptal kurallarına uymanı istiyor. Onun istediğini yaptığında ise daha da büyüyor. Büyüyünce seni daha çok rahatsız edebilir. Sen *Süper …. (bu boşluğa çocuğunuzun adını ekleyin) ‘e dönüştüğünde patron bozuntusuyla dövüşebilir ve onu yenebilirsin. Onu görmezden gelirsen ya da aptal kuralları hakkında tartışırsan onu küçültür ve daha güçsüz yaparsın.”

 

Aşırıya kaçmayın ve çocuğunuzun tüm ritüellerine dikkat çekmeyin

Çocuğunuz bir sorun yaşıyorsa bunu en kısa sürede düzeltmek istersiniz.  Bu istek, çocuğun OKB’sini yenmesi için çabalarında ebeveynleri aşırıya kaçar hale getirebilir. Ne yazık ki bu çocuğunuzun savaşı. Çocuğunuza yardımınızı ve rehberliğinizi sunabilirsiniz ama bunu çocuğunuzun yerine düzeltemezsiniz. Üstelik gördüğünüz her ritüel davranışını işaret ederseniz istemeden de olsa çocuğunuzun OKB sorunlarıyla ilgili daha ketum olmasına yol açabilirsiniz. Ritüel davranışlar bir gecede durdurulamaz. İlk başarı, çocuğun bunun bir OKB düşüncesi olduğunu ve bu ritüeli kısaca ertelemesinin mümkün olduğunu fark etmesi kadar basit olabilir.

 

Ritüellerinin bir parçası olmayın

Sizin kontrolünüz altında olan alanlardan birisi sizin bu ritüellere katılımınızdır. Bazı çocuklar ritüel davranışlarına ebeveynlerini dahil ederler. Mümkünse, çocukların ritüellerini kolaylaştırmayın ve bir parçası olmayın. Çocuğunuza şunu söyleyebilirsiniz:

“Patron bozuntusunun sana patronluk taslamasına yardım etmem. Sen onun sözünü dinleyebilirsin ama ben dinlemeyeceğim.”

 

Yeni ritüellere karşı gözünüzü açık tutun ki birlikte bir takım gibi çalışabilin

Çocuklar kuralları ve ritüelleri konusunda savunmacı olabilirler ve yeni kurallarını ya da davranışlarını fark etmenizi istemeyebilirler. Çocuklar OKB’yi istemiyor olsalar bile çoğu zaman endişelerinden onları rahatlatan ritüellerinin kölesidirler. Bu nedenle tuhaf ya da mantıksız davranışlara karşı gözünüzü açık tutmanız önemlidir.

Bir OKB davranışı ortadan kaldırıldığında çoğu kez başka bir kural ya da davranış onun yerini alır. Bu yüzden çocuğunuza sadece şu anda yapmakta olduğu belirli bir davranışı değil OKB’yi yenmesini sağlayacak beceriler kazandırmanız önemlidir. Çocuğunuzun yeni bir ritüel gerçekleştirdiğini keşfettiğinizde bu durumu hafifçe ele alın ve çocuğunuz “patron bozuntusu”nu yenmesine yardım etmek için onun yanında olacağınızı bilsin.

 

OKB zor bir konu olabilir! Küçüklerin sosyal ve duygusal gelişimlerine ket vurabilir. OKB’yi aşma becerileri çocuklara ne kadar erken kazandırılırsa uzun vadede gidişat o kadar iyi olur. Bu ipuçlarını uygulamanızı, OKB hakkındaki kitaplarla kendinizi eğitmenizi ve gerektiğinde kendiniz ve çocuğunuz için profesyonel rehberlik ve yardım almanızı tavsiye ederim.”

 

Asıl Metin:

– 5 Tips on How to Parent a Child with OCD

(Natasha Daniels,   https://www.anxioustoddlers.com/child-with-ocd/)

Çeviri:

Psk. Büşra Beşli

Öğrenilmiş Çaresizlik ve Mükemmeliyetçilik

Anne Babanın Mükemmelliyetçi Olması Çocukları Nasıl Etkiler?

Mükemmelliyetçilik, halk arasında bilinen adlarıyla vesvese, evham nedir? Obsesif Kompulsif Bozukluk kısaca OKB; ısrarcı, takıntı denebilecek düzeyde düşüncelerin zihne hücum etmesi, benzer düşüncelerin sıklıkla tekrarlanması, kişinin kontrolü dışında ortaya çıkmaları ve rahatsızlık yaratması durumudur.

İstemsiz hatta çoğu kere rahatsızlık verici, girici düşüncelere Obsesyondenmektedir. Girici düşünceler ansızın zihne gelir. Girici düşünceler ciddi düzeyde rahatsızlık, huzursuzluk, gerilim, korku yaratır. Kaygı, sıkıntı, huzursuzluk, korku, gerilim ortaya çıkartarak kişiyi eyleme geçmeye zorlar.

Kompulsiyon ise; obsesyonların zorlaması ile yapılan telafi edici, kaygı gidermeye yönelik davranışlar, törenler, ritüeller, halk arasında bilinen adıyla takıntılardır. Takıntılı davranış ve tutumların rasyonel yani mantıklı olması gerekmez. Ancak kişiler, takıntılarını açıklayacak gerekçeler bulur. Rasyonalizasyon dediğimiz mekanizma ile takıntılarını devam ettirirler. Mantık dışı olduğunu bilseler bile davranışlar devam eder.

Obsesif Kompulsif Düşünce ve davranışların Bozukluk dışında kişilik özellikleri olarak kuşaktan kuşağa aktarılması, davranışların modellenmesi, öğrenilmesi de söz konusudur. (Genetik boyutu ayrı bir yazı konusudur.)

Bazı durumlarda da OKB’nin;  Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu yani bir kişilik özelliği olarak yaşanması da mümkündür.

İster Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) ister Obsesif Kompulsif Kişilik Bozukluğu (OKKB) olsun; anne baba çocuk yani aile içinde benzer sorunlar ortaya çıkar.

OKB ’nin temel özelliklerinden biri mükemmeliyetçilik, aşırı idealizasyondur. Mükemmelliyetçilik; aile içinde özellikle de çocuklardan beklentinin yüksek olmasına yol açar. Çocukların akranları gibi olmasına, içlerinden geldiği gibi davranmalarına, hata, yanlış yapmalarına tahammül göstermek OKB’li anne babalar için çok zorlayıcıdır. Anne babaların zihnindeki çocuklar ile gerçekteki çocuklar birbirinden çok farklıdır. Anne babalar zihinlerinde mükemmel, ideal, muhteşem çocukların hayali ile gerçekteki çocuklarını göremezler. Çocuklarının beklenilen hayali gerçekleştirememesi, anne babalar için çok ciddi gerilim kaynağı olur. Olağandan farklı, şiddetli tepkiler göstermelerine ve bunu çocuğa yansıtmalarına yol açar. Mükemmel olmaya yönelik beklentiler iki ucu keskin bıçak gibidir. Anne baba mükemmel olmaya yönelik ihtiyaçlarını karşılayamadığı için; kendilerine güvensizlik, başarısızlık, yetersizlik yaşarlar. İyi bir anne baba olmadıkları düşüncesi ile acı çekerler. Çok hassaslaşırlar. Kırılgandırlar.

Beklentileri karşılayamadığını gören çocuk ve ergenler de; tıpkı anne babalarda olduğu gibi hayal kırıklığı, hüsran, öfke duyguları, memnuniyetsizlik yaşarlar. Yetersizlik, eksiklik kaygısı ile acı çekip, huzursuzluk duyarlar. Kendine güven, yeterlilik inançları ve kendinden memnun olma yetileri gelişmez. En ufak bir olumsuzluğa bile tahammül edemeyebilirler. Anne babaları gibi kırılgan ve hassas olurlar.

Obsesif bir tutum olarak mükemmeliyetçilik tatmin edilemediğinde aile, eş ve çocuk ilişkilerinde suçlama eğilimleri artar. Yetişmekte olan varlıklar olarak çocuklar bu tür ortamlarda en savunmasız olanlardır. Yetişkinlerden farklı olarak çocuklar henüz kendilerine ait temel inanç ve duyguları düzenleme aşamasında oldukları için; anne babaların memnuniyetsizliğinden, hayal kırıklarından çok fazla etkilenirler. Kendileri hakkında; “yetersizim, beceriksizim, eksiğim, asla başarılı olamam, zayıfım, güçsüzüm, tek başıma yapamam, ben bir hiçim….” Gibi olumsuz inançlar geliştirirler. Sıklıkla; yetersizlik, beğenilmeme, eksiklik, hata yapma kaygıları yaşarlar. Potansiyellerini ortaya koyamazlar.

OKB ile ilgili bir diğer özellik; detaylarla aşırı uğraşmadır. Anne babalar çocukları için o kadar detaylara boğulabilirler ki, çocuğun temel bazı ihtiyaçlarını karşılamayı gözden kaçırabilirler. Çocuklarının beden temizliğine, beslenmesine, geleceğine, okul yaşamına karşı ciddi kaygılar taşıyabilirler. Mikrop bulaşması, hastalık kapma, kötü bir şey olacağı endişeleri, kirlenme, başarısızlık, gelecek korkuları bunların başında gelir.

Obsesyon olarak adlandırabileceğimiz düşünceler; anne babaları önlem almaya, endişeyi nötralize edeceğini sandıkları kontrol, denetim, takip etme davranışlarına yöneltir. aman üşütme, dokunma sakın ha mikrop kaparsın, hastalanırsın, dikkat et, eğer dersini yapmazsan başarısız olursun, yemeğini yemezsen büyüyemezsin, dokunursan pis olursun kimse seni sevmez, elini yıkamazsan hastalanırsın!…” Bedensel ihtiyaçlarla, takıntı düzeyinde meşgul olmak; çocuğun beğenilme, onaylanma, takdir edilme, kendine güvenmesine yol açacak psikolojik ihtiyaçlarının tatmin olmamasına yol açmaktadır.

Çocuğunun ne yediği ile aşırı uğraşan bir anne-baba; çocuğun ruhsal beslenmesini ihmal edebilmektedir. Ya da çocuğun büyüdüğünü, ihtiyaçlarının farklı olduğunu görememektedir. Söz konusu durumlar anne baba ve çocuk arasındaki bağları zayıflatmakta hatta bazen uzaklaşmaya neden olabilmektedir.

OKB; kişinin sürekli olarak kaygı, endişe duymasına yol açan, insanın kendine, sevdiklerine ve dünyaya güven duymasına engel olan bir rahatsızlık türüdür. Kaygı ve güvensizlik önlem alma ve kontrol etme ihtiyacını artırır. Anne babalar; çocuklarının başına gelebilecek her türlü olumsuzluğu önleme görevini üstlenmiş olabilirler. “onu olabilecek her şeyden korumalıyım. Her türlü önlemi almalıyım, Elimden geleni yapmalıyım….” Böyle durumlarda maalesef çocuklar çok fazla kontrol edilmeye çalışılıp, üstlerine düşülüp, korunmaya çalışılmaktadır.

Kontrol ettikçe kaygının azalacağı beklentisine karşılık, olabilecek, muhtemel kötülüğü, olumsuzluğu önleme çabaları daha çok kontrole neden olmaktadır. Anne baba çocuk-ergen arasındaki ilişkiler gerginleşmektedir. Çocuk ve ergenlerin bağımsızlaşma, bireyleşme ve özerklik ihtiyaçları engellenmektedir.

Çatışmalar; anne babanın kontrol gereksinimi ile özerklik ve bağımsız hareket edebilme gereksinimlerinin çakıştığı noktada ortaya çıkmaktadır.

Anne babanın; Obsesif Kompulsif tarzda kontrol etme, koruma, gözetme çabaları çocuk ve ergenlerde, tam bir itaate dönüşerek, kendi benliklerini geliştirememelerine neden olabilmektedir. Kısacası; takıntı bozukluğu önceki kuşakların mirası olarak devralınmaktadır. Üstüne genetik yatkınlık da eklendiğinde; öğrenilmiş davranış paternleri olarak aile içinde devam ettirilmektedir. Gerek IQ, gerek fiziksel özellikleri, sosyal ve akademik başarı ile anne babanın beklentilerini karşılayamayan çocuklar; özgüveni düşük, pasif, umutsuz, aşırı kaygılı, sosyal olarak çekingen olabilmektedir. Aslında OKB’ li anne babalar, çocuklarına “öğrenilmiş çaresizlik” halini aktarmaktadır,denebilir.

Bazı çocuk ve ergenlerde, tam itaat, öğrenilmiş çaresizlik; anne babaya nazaran daha yoğun OKB tablosu yaratmaktadır. Bu tür durumlarda çocukların tek başına terapi, tedavi alması yeterli olmamaktadır. Aile içinde çocuk ve ergenin obsesif yakınmalarını besleyen OKB tutum ve davranışların değiştirilmesi gerekebilir. Aile Terapileri bu konuda oldukça etkili olmaktadır.

Takıntı Bozukluğu (OKB) belirtileri bazı durumlarda; çocuk ve ergeni daha çalışkan, daha kontrolcü, daha disiplinli, daha başarılı yapabilir. Ancak söz konusu başarı hissi çok kırılgandır. En ufak bir tehdit durumunda yoğun bir yetersizlik, başarısızlık, değersizlik kaygısına ve özgüven noksanlığına götürebilir. Kariyerinde oldukça iyi bir konumda olan bazı kişiler; en ufak bir yetersizliğe tahammül edemeyerek, çok yoğun performans kaygısı yaşayabilmektedir.

Böylesi durumlarda aileden öğrenilmiş Obsesif tutum, davranış ve düşünce kalıpları yerine daha esnek, daha güncel ve gerçekçi düşünce ve davranışların yaratılması için en iyi çözüm psikoterapi olmaktadır.

Teknoloji ve Çocuk

Teknolojinin ve karakterlerin çocuklar üzerindeki etkisi

Çocukların 2,5 yaşından önce televizyonun hızlı görüntü akışını takip edebilecek sistemleri henüz gelişmemiştir. Uzun süre televizyon izlemeleri halinde çocuklar kendilerini dış dünyaya kapatabilirler.

Günümüzde çocuklar oyuncaklar dışında birçok teknolojik araçla vakit geçirmektedir. Çocukların televizyon, tablet ve cep telefonlarını kullanmasının avatajları olduğu gibi bazı dezavantajlarının olduğu da bilinmektedir. Dolayısıyla ebeveynlerin çocuklarının bu ilgilerine yaklaşımı önem kazanmaktadır.

Ebeveynlerin nelere dikkat etmeleri gerektiğinden önce teknolojik araçların ve film/çizgifilm karakterlerinin çocuklar üzerindeki etkisini ele alalım.

Çocukların 2,5 yaşından önce televizyonun hızlı görüntü akışını takip edebilecek sistemleri henüz gelişmemiştir. Uzun süre televizyon izlemeleri halinde çocuklar kendilerini dış dünyaya kapatabilirler. 2,5 Yaş öncesi; gün içerisinde uzun zaman televizyon karşısında kalan çocuğun dil gelişiminin geri kalabildiği ve sosyal ilişkilerde zayıf olabildiği görülmektedir. Hatta bazen otistik belirtiler bile gösterebilmekte ve erken farkedildiğinde destek çalışmalarıyla müdahale edilebilmektedir.

Piaget’ e göre 2-6 yaş arası yani okul öncesi dönem “İşlem Öncesi Dönem” olarak adlandırılmaktadır. Bu dönemde çocuklar mantık yürütemez ve tek yönlü düşünürler. Bu sebeple gördüklerini ya da duyduklarını gerçek zannedebilirler. Canlı ile cansızı ayırtedemediği gibi gerçek ile hayal arasında da ayırım yapamazlar. Uçmak söz konusu ise ve biri yapabiliyorsa çocuk tarafından bu gerçek olarak algılanır. Karakterlerin genel olarak güçlerinin herşeye yettiğine, her konuda başarılı olduklarına ve özellikle güzel ya da yakışıklı seçildiklerine şahit oluyoruz. Çocuklar bu karakterlere hayranlık duyuyorlar ve bu karakterlerle özdeşim kuruyorlar. Bu sebeple onlar gibi olmak istiyorlar. Onlar gibi görünmek, onlar gibi hareket etmek ve onlar gibi güçlü olmak istiyorlar. Gerçek dünyada bu tümgüçlülük mümkün olmadığından çocuklar hayal kırıklığına uğrayabiliyorlar ya da kendilerini başarısız hissedebiliyorlar.

Film/çizgi film ya da oyunların içerik tarafı ise etkinin bir diğer boyutunu oluşturmaktadır. Çocuk; izleme ya da oynama sürecinde birçok uygun olmayan görüntüye maruz kalabilmektedir. Televizyon ve tablette ara süreçlerdeki reklamlar çocuğun yaşına uygun içeriğe sahip olmayabilmektedir. Son dönemde çok popüler olan bir oyunda ise çocuk şehir kurarken aynı zamanda korkutucu görüntüye ve sese sahip gerçek olmayan yaratıklar tarafından saldırıya uğramaktadır. Çocuklar korktukları karakterleri ya da içerikleri bile sürekli izlemek isteyebilirler. Sonrasında ise çocuk bir savunma olarak genellikle korktuğu karakterle özdeşim gösterir. Böylece korkan pozisyonundan çıkar ve korkutan olarak aktif konuma geçer. Sıklıkla bu görsellerin etkileri çocukların uykularında kabus görmelerine, karanlıktan/yalnız kalmaktan korkmalarına veya alt ıslatma gibi sorunlara yol açabilmektedir.

Ticari bir pazar olarak da film kahramanlarının tercih edildiğini görüyoruz. Oyuncak, tekstil ve gıda sektörleri pazarlamada bu kahramanların görsellerini kullanarak maalesef çocukların eğilimlerini istismar etmektedir. Beslenme çocuklar ve ebeveynleri için her zaman önemli bir konu olmuştur. Gıda sektöründe çikolatalar, şekerler ve fast food yine kahraman görselleri ile çocukları faydalı olmayan yiyeceklere yönlendirmektedir. Bu noktada bu görsellerin gıda ürünlerinin üzerinden kaldırılması aileler tarafından talep edilebilir. Bu konuda ilgili makamlara başvurulabilir.

Anne babalar nelere dikkat etmeliler?

2,5 yaşına kadar çocukları televizyondan uzak tutmak gelişim açısından önem taşımaktadır.

Daha büyük çocukların ise televizyon, tablet ve cep telefonlarıyla geçirdikleri zaman belli bir sınırda tutulmalıdır.

Çocukların hangi film/çizgi filmi izlediği ve hangi oyunları oynadığı mutlaka takip edilmelidir.

Çocukların odasında televizyon bulunmaması ve çocuğun kendine ait bir tablet verilmemesi, çocuğun izlediklerini kontrol edebilmek ve süresini belli sınırda tutabilmek bakımından önem taşır.

Zaman zaman çocuklarla birlikte izlemek/oynamak ve karakterlerin gerçekliği üzerine sohbetler etmek yararlı olabilir. Böylece ebeveynler çocuklarıyla birlikte vakit geçirirken içerik takibi de gerçekleştirmiş olabilirler. Bu sayede film/oyun sırasında tablette yer alan reklamları görebilir ya da çocuklarının aklına takılan soruları sorması için fırsat yaratabilirler.

Çocuklar yaşlarına uygun olmayan bir görsele ya da içeriğe maruz kaldıklarında bunu anlamlandırmak isterler. Bu sebeple bilgi alabilecekleri mecralara başvururlar.

Doğru bilgilerin çocuğun aklında doğru bir biçimde yapılanabilmesi için en güvenilir kaynak olan ebeveynin devreye girmesi çocuğun yararına olacaktır.

Ebeveynin devreye girebilmesi için çocuğun soru sorabileceği zeminlerin oluşturulması gerekir. Birlikte vakit geçirmek, birlikte oyun oynamak, film izlemek ve çocuğun yanında olmak bu zeminin oluşturulmasına yardımcı olacaktır.

Çocuklar sıkıldıkça teknolojik imkanlardan faydanlanmak istediklerinden, çocukları keyif alabilecekleri aktivitelere yönlendirmek işe yarayabilir. Özellikle soğuk aylarda evde geçirilen vakitler çocukları televizyona ya da tablete yönlendirmektedir. Bu sebeple dışarıda vakit geçirmek, çocuğun fiziksel gelişimine olumlu katkılar sağladığı gibi teknolojiyle aşırı zaman geçirmemesinin de önüne geçecektir.

×

Merhaba!

WhatsApp'ta soru sormak veya bize bir e-posta göndermek için aşağıdaki temsilcilerimizden birini tıklayın (E-Mail Adresimiz: psikolojielika@gmail.com)

× Nasıl Yardımcı Olabiliriz?