Flashback Nedir?

Flashback nedir?

Travma yaşayanlar için en büyük zorluk, geçmişte yaşananların kontrol edilemez biçimde hatırlanmasıdır. Buna, tetiklenme denir. Travmatik anıları ne kadar uzaklaştırmaya, unutmaya, hatta yok saymaya çalışsak ta zihin ve beden unutmaz. Yaşanan travmatik olay her ne ise, onunla uzaktan ilgili olan uyaranlarda bile tetiklenme yaşanır. Geri dönüşler olabilir. Sanki bir anda geçmişteki olaya çekiliriz. Geçmişte yaşanmış olan, kaza, yangın, deprem, tecavüz, saldırı, şiddete maruz kalma, suda boğulma gibi yaşamı tehdit eden anılara dair hafıza izleri bazen bir müzik, bazen buzdolabı sesi, bazen bir koku ile tetiklenir. Hatta bazen anlayamadığımız bir şekilde tetiklenebiliriz.

Travmatik olayların tetiklenmesinin en yaygın biçimi Flashback denen; geçmişe ait olayın görüntülerinin uyanıkken ansızın zihne girmesi, video gibi zihinde oynamaya başlamasıdır. Sanki geçmişteki olayı yeniden yeniden yaşamak gibidir. Bazen çok hızlı bir fotograf bazen daha uzun bir video gibi zihinde canlanır. Zihinde canlanması bedenin de sanki yeniden yaşanıyor gibi tepki vermesine neden olur. Hem önceki anı izleri canlanır, hem de yeniden yaşanarak pekişip daha rahatsız hale gelmesine neden olur.

Flashback İle Nasıl Baş Edebilirim?

Flashback yaşandığı anda dış gerçeklikten kopmaya başlarız. O nedenle kendimize “bu yaşadığım şey eskiye ait, bu eski bir foto, eski bir video, şimdi, şu anda yaşamıyorum bunları, bunlar eskinin izleri, çocukken yaşadığım şeyler, …” demek işe yarar.

Flashback yaşamak, travmaya maruz kalanlarda normaldir. Aklınızı kaçırmıyorsunuz. Olağanüstü deneyimler yaşandığında, zihnin bunları sindirmesi zaman alır. Yaşadığınız anormal olaylara verdiğiniz flashback tepkileri normaldir. Bunlardan korkmayın.

Kendinizi şimdi, şu ana getirmeye çalışın. Gözlerinizi açık tutun. Etrafınıza bakın. Etraftaki nesneleri, çevreyi görmeye çalışın. Sesleri, görüntüleri, hareketleri algılamaya önem verin.  Duyularımız bizi bugüne sabitler. Bugünün güvenliğini algılamak sinir sistemimizi rahatlatır. Ayaklarınızı, kollarınızı hareket ettirin. Hareket bizi bugüne getirir. Yere basın, ayaklarınızı yere vurun, adımlayın, Dans eder gibi salınmak ta işe yarar.

Travma beden sınırlarımızı bulanıklaştırabilir. O nedenle de dokunma hareketleri çok önemlidir. Elinizde bir şeyleri sıkın, bırakın. Kolunuza takacağınız bir stres lastiğini çekip bırakmak ta sizi bugünde tutmaya ve beden sınırlarınızı yeniden hissetmeye yardım eder.

Flashback yaşandığında, travmatik olay esnasında yaşananlar bedende yeniden canlanabilir. Uyuşma, donma, hissizlik, uyuşukluk, uykunun gelmesi gibi yakınmalardan korkmayın. Bunlar bedeninizin hayatta kalmaya yönelik koruyucu tepkileridir. Zihindeki görüntüler ansızın bedenin de kendini tehlikede algılayıp, korunma moduna çekilmesine neden olmuş olabilir. Örneğin deprem travması yaşamış iseniz, tıpkı deprem anındaki gibi büzüşmüş, donmuş, kaskatı hissedebilirsiniz. Tecavüz travması var ise bedeni hissetmek çok zor olabilir. Güçsüz, yıkılacak gibi algılayabilirsiniz kendinizi.

Bazen de aşırı hareket etme, yerinde duramama, kaçma, savaşma tepkilerini yaşayabilirsiniz. Bunlar da korkulacak tepkiler değildir. Travmatik olaya yönelik zihin ve bedeninizin savaşma/kaçma tepkileridir. Tehlike algısı geçince bunlar da geçecektir. Bedeninize dokunun. Kollarınıza, bacaklarınıza masaj yapın. Kendinize sarılın. Yüzünüze yumuşakça dokunun. Saçlarınızı okşayın.

Nefes alış verişinizi gözlemlemeye çalışın. Savaş/kaç modunda iken çok hızlı ve yüzeysel nefes alıp veririz. Ağızdan alırız. Ağızdan nefes almayı bırakıp, burundan nefes alıp vermeye odaklanın. Bir elinizi göğsünüze bir elinizi karnınızın üstüne koyun. Karnınızın üstündeki eli hareket ettirecek şekilde nefes alıp verin.

Nefes alışınız kısa olsun, verişinizi uzatın. Derinden nefes alıp yavaşça vermek panik tepkilerini azaltır.

Travmatik yeniden yaşama anında beden kaskatı olabilir. Kolları bacakları sıkıp bırakmayı deneyin.

Bazen travmatik anı canlanıp, flashback yaşadığımızda, nerde olduğumuz bilincini kaybedebiliriz. Bedene dokunmak, hareket etmek, etrafta gördüklerimize bakmak, yanımızda bir yakınımız var ise onunla konuşmak, ondan sarılmasını istemek bizi yeniden yaşadığımız ana getirir.

Yaşananların sadece kendi başınıza geldiğini düşünmeyin. Evrensel insan tepkilerini yaşadığınızı anımsayın. Mümkün ise yakınlarınız ve arkadaşlarınız ile mutlaka paylaşın.

Flashback’lerinizi yakınlarınıza anlatın ki ihtiyaç duyduğunuzda onlar da sizi fark edip, size yardım edebilsinler. Sakinleşmeniz için destek olabilsinler. Size “ tamam şimdi buradasın, benimlesin, geçti, artık güvendesin, geçmişte kaldı, her şey yolunda şu an…” biçiminde destek olabilirler.

Flashback ve travmayı yeniden yaşama deneyimleri çok yorucudur. Enerjinizi tüketebilir. Depresyonda gibi hissetmenize sebep olabilir. Sarsıcı deneyimlerdir. Öz bakımınıza çok dikkat edin. Sıcak bir duş, doğada yürüyüş, sakinleştirici relax bir müzik, sevdiğiniz bir yemek, sevdiğiniz insanlarla beraber olmak iyileştiricidir.

Travmatik foto, yani flaş back yaşayan şu anki benliğiniz değildir çoğu kez. Çocukluğa, ergenliğe ait deneyimler olabilir. O nedenle içinizdeki çocuk, içinizdeki genç taraflarınızın travmaları olduğunu hatırlamaya çalışın. İçinizdeki çocuk bazen çok korkabilir. Panikleyebilir.

İçinizdeki çocukla konuşmayı deneyebilirsiniz. Şimdiki yetişkin halinizle travmayı yeniden yaşayan çocuğa şefkat, anlayış, sabır göstermek mümkün olabilir.

Kendinize şunları söyleyebilirsiniz; “hatırladığın olaylar geçmişte kaldı, artık ben varım, bir yetişkinim, bana baksana neleri başardım. Sana da yardım edebilirim. Yaşadığın şeylerin üstünden çok yıllar geçti. Bak artık kendi evim var, işim var, kendi paramı kazanıyorum. Artık güçlüyüm. Yardım alabilirim. Hiçbir şey o travmanın yaşadığı dönem gibi değil. Bak etrafa her şey çok farklı. Ben okulu bitirmiş, işe girmiş, çalışan, kendi parasını kazanan, çocuk doğurmuş, bakmış, büyütmüş … biriyim. Sana da yardım edebilirim…gibi bir çocukla, bir ergenle konuşur gibi konuşmak yatıştırıcı bir deneyime dönüşebilir.

Flashback’ler için içinizdeki çocuğa kızmayın. Tetiklenmeler aslında yetişkin benlikle bağlantı kurup iyileşme, kendini gösterme ve şifa bulma çabası olabilir. Yardım isteme davranışı gibi düşünebilirsiniz. Yardım arayan birine kızılır mı?

Yukarıda anlatılanlar aslında Travma Sonrası Stres Bozukluğu Belirtileridir. (TSSB) Diğer adıyla; Post Travmatik Stres Bozukluğu  (PTSD)

Çocukluk dönemine ait ihmal, istismar, sözel ve fiziksel şiddetin olduğu aile ortamlarında büyüyenler de kendilerinde yukarıda belirtilenlere benzer şeyleri deneyimliyor olabilirler. Özellikle Kompleks travma sorunları olan Borderline, Narsistik kişilik yapılanmalarındaki yakınmalar PTDS ye benzeyebilir.

Söz konusu belirtilerle mücadele etmek kolay değildir. Kendi başınıza yapabilecekleriniz olduğu kadar mutlaka bu konuda psikolojik destek almayı düşünmeniz önerilir. Eğer yakınlarınızda bu tür şikayetler var ise onlara da hatırlatılabilir.

Flashback ile ilgili En Etkili Terapi Nedir?

EMDR Terapisi ve Travma Odaklı Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaşantısal terapilerden Somatik Deneyimleme, Sensöri Motor Terapi önerilmektedir.

 

Meryem Gül Eren

Psikolog Akredite EMDR Terapisti

Deprem Korkusu Ve Deprem Travmasının Belirtileri Nelerdir?

Deprem Korkusu Ve Deprem Travmasının Belirtileri Nelerdir?

Deprem Korkusu Ve Deprem Travmasının Belirtileri Nelerdir? Panik duyguları ve tepkileri ile birlikte sürekli korunma ihtiyacı içinde olma. Üzerine bir şeylerin yıkılacağı, göçük altında kalacağı hissi ve endişesi. Ölüm kaygısı. Çaresizlik, güçsüzlük hisleri.

Negatif yani “hiçbir yer güvenli değil, tehlikedeyim, çaresizim, güçsüzüm, kendimi koruyamam, kimseye güvenemem” türünde düşünceler.

Sürekli olarak depremi düşünme, akla getirme, başkaları ile yoğun biçimde paylaşma ihtiyacı, depreme dair haberlere aşırı dikkat etme, sürekli o tür haberlerle ilgilenme.

Sürekli sallandığı hissine kapılma, depreme karşı güvenlik önlemleri ile aşırı meşgul olma hali. Mesela, gideceği yerin yeni bina olup olmadığını düşünerek gitmekten vazgeçme, kapalı ortamlara girememe, kapalı bir yere girince bunalma, daralma, sıkıntı hislerinde artış olması.

Deprem anında yaşananların flash back denen görüntüler halinde sık sık akla gelmesi. Daha önce deprem yaşamamış olan kişiler ise; ekranlarda gördükleri deprem, göçük görüntüleri ile aşırı meşgul olup, kendilerini o görüntülerin içinde imajine edebilirler.

Deprem anında yaşananları sıklıkla anımsama, görüntülerin akla gelmesi ile beraber sanki o anda yine deprem oluyormuşçasına kalp atışında hızlanma, soğuk soğuk terleme, nefesi tutma, nefes alma zorluğu, el ve ayaklarda titreme, ağız kuruluğu, baş dönmesi, bayılacak gibi olma, dizlerde, bedende genel bir güçsüzlük hali, genel olarak bedensel gerginlik içinde olma, gevşeyememe gibi bedensel belirtiler çok önemlidir.

Deprem korkusunun bir diğer belirtisi uykusuzluk ve gece görülen kabuslar olabilir. Kişi kendini koruma maksadıyla bazen de bilinçsizce uyumaktan kaçınabilir. Gece uyumayıp gündüz uyumaya çalışabilir. Bazen de depreme bağlı anılar kabus biçiminde rahatsız edebilir. Sıklıkla; depremi anımsamaya bağlı genel uyarılmışlık hali, yoğun kaygı, çaresizlik düşünceleri de uyku düzenini bozar.

Depremin üstünden geçen zamana karşın kişi dikkatini toplama, organize olma, işe kendini verme, hafıza ile ilgili sorunlar yaşamaya başlayabilir.

Bazı kişiler sıkı sık depremi anımsar ve anlatma ihtiyacı içinde olurken, bazı kişiler depremi hiçbir şekilde anımsamak,  konuşmak istemez. Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranmak ta deprem korkusuna dair belirtilerden biridir. Kaçma kaçınma davranışları ile travmatik deneyim zihinden uzak tutulur. Unutulmaya çalışılır.  Etraftaki insanların konuşmasına kızabilirler. Kaçma kaçınma davranışları içindeki kişi çoğunlukla depreme yönelik, gerekli akılcı önlemlere de ihtiyaç duymaz. Ya da depremin kendini hiç etkilemediğine inanabilir. Depremin yarattığı şok ve şaşkınlıktan kaynaklı inkar dediğimiz savunma mekanizmaları devrede olabilir.

Yukarıdaki belirtiler doğrudan depremi yaşayanlarda olabildiği gibi depreme dolaylı tanıklık etme, göçük, deprem, sallantı, yıkıntı haberlerine çok fazla maruz kalmak ta deprem korkusuna neden olabilir.

Görsel medya, iletişim aygıtları ile birlikte geçmişe dair tedavi edilmemiş deprem travmaları tetikleniyor olabilir. Özellikle son dönemde İstanbul ve çevresinde yaşanan depremler 99 depremine ait anıları yoğun olarak aktive etmiş olabilir.

 

EMDR Terapisi Deprem Korkusunda İşe Yarar Mı?

Evet. Deprem korkusuyla, deprem travması ile baş etmede en etkili, kısa süreli müdahale yöntemlerinin başında EMDR Terapisi gelmektedir.

Deprem Korkusu Ve Deprem Travmasının Belirtileri Nelerdir? EMDR Terapisinde öncelikle kişinin aşırı uyarılma, tetikte olma halinin kontrol altına alınması  “Güvenli Yer, Güvenli Ev, ışık huzmesi, spiral tekniği” nefes egzersizi, gibi yöntemlerle sakinleşmesi sağlanır. Zihinde deprem nedeniyle açılmış tehlike alarmının kapatılması önemlidir. Zihnin “şimdi, şu anda” depremin olmadığını, geçmişte kaldığını anlaması için atılan ilk adım denebilir. Sarsıntıların devam ettiği durumlarda ise duruma uygun adaptif tepkilerin verilmesi amaçlanır.

Depreme ait rahatsız edici görüntü, ses, koku, beden duyumu, aşırı kaygı yaratan düşünceler, vb, konteyn edilir. Gerekirse kişinin pozitif başa çıkışlarına dair kaynakları ortaya çıkarılır.

Deprem anına ait görüntüler, yaşantılar çift yönlü olarak zihnin adaptif veri işleme  (AİP) süreci uyarılarak duyarsızlaştırılır. Deprem travmasına yönelik duygu ve beden duyumlarının boşaltılması özellikle önemlidir. Kişinin fiziksel anlamda rahatlamasını sağlar.

Aynı zamanda deprem travmasına dair düşüncelerin değişmesi, dönüşmesi sağlanır. Negatif inançlar yerini pozitif kaynaklarla ilişkilendirilerek pozitif inançlara dönüşür. Depremle ilgili “çaresizim, baş edemem, öleceğim, tehlikedeyim, güvende değilim…” gibi inançlar EMDR Terapisi ilerledikçe yerini “deprem korkusu ile baş edebilirim. Çare bulabilirim, yaşıyorum, güvende olabilirim, deprem geçti artık güvendeyim, geçmişte kaldı…” türünde inançlara bırakır.

 

EMDR Terapisi;

Yan Etkileri Var Mıdır?

Hayır. Herhangi bir yan veya olumsuz yan etkisi yoktur. Bazı kişiler özellikle kaçma, kaçınma, unutma eğilimi yüksek olanlar, travmaya dair konuşmak, karşılaşmak istemezler. Yeniden deprem anını aynı biçimde yaşayacaklarını zannederler. Korkarlar. Hayal edilen, zihinde yeniden yeniden canlandırılan her zaman için korkunç veya dehşetli diye algılanır. Tedavi bu tekrarlara son verir.

EMDR Terapi sürecinde, kişiye rehberlik edecek, konusunda eğitim almış, travmatik malzemenin nasıl işleneceğine dair deneyimli Sertifikalı bir EMDR Terapisti ile çalışmak demek, durumun kontrol altında tutulması demektir.

Deprem travmasını EMDR Terapisinde anlatmak farklıdır.  Zihinde, deprem anı sanki çok uzun sürmüş, anlatırken yaşanacak acı da çok uzun olacakmış gibi gelebilir. Halbuki çift yönlü uyarılarla (EM setleri) ve EMDR terapisti eşliğinde çalışılırken söz konusu anılar çok daha kısa sürede nötrleşmektedir. Bu süreç, yola çıkıldığında bazen tünellerden geçilmesine benzetilebilir.

Deprem Travmasını Çalışırken Kontrolü Kaybeder Miyim?

Hayır. Kontrol yine danışanın elindedir. Hipnozla hiçbir ilgisi yoktur. Aksine kişinin zihinsel dikkatinin, sürekli tolerans aralığında ve açık olması için terapist dikkat eder. Danışana da bu konuda bilgi verilir. “Dayanamadığın bir şey gelirse elini kaldır. Duralım” denir. Travmatik malzeme bir videonun izlenmesine benzetilebilir. Elbette videonun ilerleyen kısmında ortaya çıkabilecek düşünceleri, duyguları, görüntüleri, anıları tahmin etmek mümkün olmayabilir. Devam etmek veya durdurmak her zaman danışanın elindedir. Terapist EMDR Terapisinin çift yönlü uyarımları (EM setler) ile sizin yolda kalmanıza, yarım bırakmanıza engel olmak için yanınızdadır. Zorlandığınız yerlerde size yardım eder. Devam etmeniz için teşvik eder. Gerekli kaynakları uyarabilir. Cesaretlendirebilir.

EMDR Terapisi Görüşmelerinden Sonra Neler Olur?

Travmatik anıların işlemeden arta kalan kısımları, sonraki gün ve haftalarda zihin tarafından işlenmeye devam edebilir. Gece rüyalar aracılığıyla, bazen yeni farkındalık ve anımsamalar ile zihin meşgul olabilir. Bazen de güçlü duygular ile anımsanmayan bölümler anımsanmaya devam edebilir. Bu durumun korkulacak bir yanı yoktur. Zihnin adaptif düşünme becerilerinin, hala travmatik malzemeyi sindirmeye, özümsemeye ve geride bırakmaya devam ettiğinin göstergesidir. Ham biçimdeki travmatik anı ağı temizlendiğinde artık söz konusu uyarılmalar tamamen geride kalır. Seans sonrası yaşananlar zaten bir sonraki seansta terapiste bildirilmelidir. Eğer endişeye kapılırsanız, baş etmenizi zorlaştıracak kadar güçlü bir rahatsızlık var ise hemen terapisti arayabilirsiniz. Rahatsız edici belirtiler duyarsızlaştırma süreci ile azaldıkça yeni baş etme becerilerini öğrenmek için çalışmaya devam edilir.

 

EMDR Terapisinde; Deprem Travması İçin Hangi Teknikler Kullanılır?

EMDR: Terapisinin ülkemizde tanınmaya ve kullanılmaya başlanması zaten 99 depremine dayanır.  Yurtdışından gelen travma uzmanları Türkiye’deki Uzmanlara eğitim vererek EMDR Terapisinin temelini atmışlardır.

Travmatik anılarla, olaylarla baş etmeye yönelik farklı EMDR Teknikleri vardır. Duruma ve kişinin ihtiyacına göre teknikler uygulanır. Terapi planı çıkarılır. En çok rahatsız eden görüntüler hedef alınır. Standart protokol ile hedef AN çalışılabilir. EMD Yani göz hareketleri ile duyarsızlaşmaya ağırlık verilebilir.

Akut durumlar için R-Tep (Akut Yani yeni olan olaylar için)  gibi teknikler devreye sokulur. Bazen de duruma göre özellikle saha çalışmaları söz konusu ise Grup EMDR Terapisi G- TEP kullanılabilir.

Deprem korkusuna dair güncel tetikleyiciler ele alınabilir.

Danışanın ihtiyacına göre; gelecek şablonu gibi ilerde deprem olmasına ve başa çıkabilmeye dair senaryolar çalışılabilir.

Güncel deprem haberleri ile tetiklenmiş, geçmişte 99 depremlerini yaşamış birine yapılacak terapödik müdahale biraz daha farklı olur. Geçmişteki deprem anılarının temizlenmesi gerekir.

Bazen de deprem ile birlikte geçmişte yaşanmış kaotik olaylara dair anılar tetiklenebilir. Araba kazası, yangın, ameliyat, yakınların kaybı, organ kaybına dair anılar tetiklenmişse onlarında çalışılması gereklidir.

 

Emdr Terapisini Nasıl Ve Kimlerden Almayım?

EMDR Türkiye Derneği, Sertifikalı terapistlerin kayıtlarını tutar. Söz konusu kayıtlar internet kullanıcılarına açıktır. Gerektiğinde oradaki kayıtlardan size en yakın uzmana ulaşmaya çalışabilirsiniz. Sertifikalı Terapistler; EMDR Terapisinde ortaya çıkabilecek muhtemel yakınma ve sorunlara dair eğitim almış kişilerdir. Size gerekli bilgileri aktarıp, rehberlik edecek kapasiteye sahiptirler. Onlarla birlikte tedavinize dair kısa, orta, uzun vadeli planlar yaparak travmalarınızı geride bırakabilirsiniz.

 

Deprem Korkusu İçin Ne Zaman Psikolojik Destek Almalıyım?

Deprem korkusunu yaşamak olağandır. Olağanüstü bir duruma verilen normal tepkilerdir. Deprem sonrasında yaşananların giderek azalmasını ve normal hayata, rutine dönmek beklenir. Ancak üstünden 1 ay gibi bir zaman geçmiş olmasına rağmen yukarıdaki belirtilerin azalmaması, kişinin işlevselliğinin negatif yönde etkilenmesi söz konusu ise psikolojik destek almak gerekir.

 

Deprem Korkusu, Deprem Travmaları Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Tedavi edilmeyen travmalar zamanla kişinin hayat kalitesini kötü yönde etkilemeye başlar. Hayattan zevk alınamaz. Depresyon, kaygı bozukluğu, panik bozukluk, uyku ve cinsel hayat ile ilgili sorunlar gündeme gelebilir. Dikkati toplama ve sürdürme problemleri, hafıza sorunları, iş hayatını, kişiler arası ilişkileri etkiler. Unutmak için yoğun çaba harcansa da en ufak bir uyaran ile tetiklenme gerçekleşir. Unutulmaya çalışılan deprem anıları, bumerang misali geri gelerek kişinin hayat enerjisini tüketir.

Elika Psikoloji

Doğum korkusu ve EMDR Terapi

Doğum Korkusu ile nasıl Baş edilir? “Doğum korkusu ve EMDR Terapi “

Hamilelik, anne adayının kendini, bebeğiyle olan süreci, ilişkilerini, geleceğini yoğun olarak düşündüğü ve merak ettiği yeni bir döngü ve bekleyiş sürecidir. Bu bekleyişe; korku, sevinç, neşe, kaygı gibi farklı duygulanımlar eşlik edebilir.

Hamilelik, anne adayının kendini, bebeğiyle olan süreci, ilişkilerini, geleceğini yoğun olarak düşündüğü ve merak ettiği yeni bir döngü ve bekleyiş sürecidir. Bu bekleyişe; korku, sevinç, neşe, kaygı gibi farklı duygulanımlar eşlik edebilir. Özellikle ilk doğum kadın için belirsizlikler içeren yepyeni bir deneyimdir. Her yeni deneyim insanı biraz korkutur.

Nasıl olacak? Nasıl Doğuracağım? Nasıl dayanacağım? Bebeğim için nasıl yaşamalıyım? Ne yapmalıyım? Doğumda bedenim bozulacak mı? Sancılara nasıl dayanacağım? Ya ıkınamazsam? Bebeğe bir şey olursa? Hamile bir kadının zihnini normalde meşgul eden sorulardır. Ancak Normal doğum fobisi için durum bambaşkadır.

Normal Doğum Korkusu yani Tokofobi ise; kadının hamilelik ve normal doğumla ilgili oldukça yoğun bir korku ve kaygı yaşamasıdır. Son araştırmalara göre kadınların %14’ünde normal doğum fobisi farklı seviyelerde yaşanmaktadır.

Tokofobi iki sınıfta incelenir.

Birincil Tokofobi, daha önce hamilelik deneyimi yaşamamış kadının doğum yapmakla ilgili yaşadığı yoğun korkudur. Bu kişilerin geçmiş hikayelerinde; kan görmeye, iğne yapılmasına dayanamama, abartılarak anlatılan doğum hikayelerini dinleme, bedenin, cinsel organların zarar göreceğine dair kaygılar, asla önceki gibi bir bedene sahip olamayacağına dair olumsuz beklenti ve düşünceler, travmatik olaylar, zor bir doğuma şahit olma, vb. durumlar söz konusudur. Bu gruptaki kadınlar doğum korkusu ile baş etmekte zorlandıkları için hamilelikten kaçınmaktadırlar.Ya da gebeliklerine son vermektedirler.

İkincil Tokofobi ise; daha önceki hamileliğinde travmatik deneyim geçirmiş kadınlardır. Bir önceki gebeliklerde düşük yapma, kürtaj, zor doğum, doğum sırasında ve sonrasında yaşanmış sorunlar, erken doğum, yoğun evlilik sorunları( Şiddete maruz kalma) gibi durumlar kadının yaşadığı travmatik olaylardandır.Fobik kaçınmaları olan kadınlar doğum yapma seçeneği olarak çoğunlukla sezeryanı tercih etmektedir.

Normal doğum yapmaya dair yoğun korku ve kaygılar hamilelik sürecini de olumsuz etkilemektedir. Hamilelik dönemi yoğun kaygı, endişe, mutsuzluk, uykusuzluk, yemek yeme problemleri, gebelik bulantı ve kusmalarına tolerans gösterememe, vb. gibi sorunlarla geçmektedir.

Normal doğum yapmaya dair korkunun en önemli sonuçlarından biri ise anne ve bebek arasındaki bağlanma sürecini olumsuz etkilemesidir. Anne ve bebek arasında olumlu bağların kurulması, annenin bebeği kabullenmesi, bebeğin ihtiyaçlarına adapte olmasını zorlaştırmaktadır. Doğum sonu lohusalık depresyonları bu tür durumlarda daha ön plana çıkabilmektedir.

 

Normal doğum fobisi olan kadınların bazıları bu korku ve kaygılarını paylaşmaktan çekinmekte ve kendilerini yalnız hissetmektedirler. Eşin yakınlığı ve desteği doğum yapma korkusu yoğun olan hamile kadınlar için çok önemli bir destektir. Bu durumu yakınlarıyla paylaşmaları, aile ve sosyal çevrelerinin ilgi ve desteğini almaları kendilerini rahatlatacak yardımcı faktörlerden biridir. Bütün desteklere rağmen normal doğum yapmaya dair fobik kaçınma, korkutucu düşünce ve rahatsızlık verici duygularla baş edilemediğinde psikolojik desteğin düşünülmesi gereklidir.

Normal doğum yapma korkusuna dair psikolojik destek/terapi hangi durumlarda düşünülmelidir?

✓ Doğum yapma korkusu ile hamile kalmaktan kaçınıyor musunuz?

✓ Doğum anını düşünmek çok korkutucu geliyor mu?

✓ Doğum anında ölecekmişsiniz gibi düşünceler aklınızdan geçiyor mu?

✓ Doğumda bebeğe zarar vermekten endişeleniyor musunuz?

✓ Doğum sırasında kontrolü kaybetmekten çok korkuyor musunuz?

✓ Doğum sancısı ile baş edemeyeceğinizi düşünüp, endişeleniyor musunuz?

✓ Bedeninize yönelik zarar görme endişeleri sık sık aklınıza geliyor mu?

Eğer yukarda verilen sorulara yanıtınız Evet yönünde ise; psikolojik destek/terapi siz, bebeğiniz ve eşiniz için faydalı bir seçenek olabilir.

Normal Doğum Yapma Korkusuyla baş etmek için hangi terapiler etkilidir?

Psikoterapi alanında yaşanan gelişmelerin en önemlilerinden olan EMDR Terapisi (Göz Hareketleri ile Sistematik Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme Terapisi) tekniği ile normal doğum fobisi etkili biçimde tedavi edilebilmektedir.

EMDR Terapisi konusunda ülkemizdeki ilk çalışmalar Doç. Dr. Önder Kavakçı tarafından yapılmıştır. Gebelikteki aşırı bulantı kusmalara yönelik EMDR Teknikleri yanı sıra, Doğum korkusu (tokofobi) için EMDR Grup Protokolü ile öncü çalışmalara imzasını atmıştır. EMDR Derneği kapsamında verdiği eğitim ile çalışmalarını alandaki EMDR camiasıyla paylaşmıştır. Gebelik döneminde de belli başlı kurallara uyularak; gebelikteki kaygı bozukluğu, gebelik depresyonu, doğum sonrası TSSB (Travma Sonrası Stres Bozukluğu) ile hamile kadınlara yardımcı olunacağına işaret etmiştir.(EMDR Türkiye E Bülteni Nisan 2018 Sayısı)

 

Bir diğer Terapi tekniği olan Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yöntemi ile de doğuma dair gerçekdışı inançlar, yanlış bilgiler, olumsuz varsayımlar daha işlevsel düşünce ve inançlarla yer değiştirebilmektedir.

Normal doğuma dair çok yoğun korkularla baş edebilme sürecinde eşin, hamile olan kadına destek verebilmesi için Aile, Çift Terapileri fayda sağlamaktadır.

Günümüzde gittikçe yaygınlaşan hamilelik ve doğuma yönelik hazırlık kursları da işe yaramaktadır. Kadın Doğum doktorlarından doğuma dair gerçekçi bilgilerin alınması da ihmal edilmemesi gereken bir konudur.

Hamilelik döneminde yapılan hamile yogası, hamile platesi gibi fiziksel aktiviteler kadının kendi bedeninin gücünü, esnekliğini tanımasına yardım etmekte, doğuma yönelik endişeleri azaltabilmektedir.

 

Kaynakça

Bhatia, M.S. andJhanjee A. (2012). Tokophobia: A dread of pregnancy

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3830168/

Jones C. Wadephul F. andJomeen J. (2018). Tokophobia: Whatit’sliketohave a phobia of pregnancyandchildbirth.

https://www.independent.co.uk/life-style/health-and-families/tokophobia-pregnancy-phobia-childbirth-what-like-women-mothers-mental-health-a8217241.html

“Gebelik ve İlişkili Durumlar için EMDR Çözümleri” Eğitimi 25 şubat 2018 EMDR Derneği Doç. Dr. Önder Kavakçı

 

EMDR ile Panik Atak Tedavisi

Panik Atak ve EMDR

Gerçek bir korku faktörü olmamasına rağmen, kişinin ansızın sebebini anlayamadığı yoğun korku, dehşet duyguları yaşamasına Panik Atak denmektedir. Bir çeşit yanlış alarm tepkisinden söz edilebilir.

Panik Atak ve Işık Hızında İyileşme için EMDR Terapisi!

Gerçek bir korku faktörü olmamasına rağmen, kişinin ansızın sebebini anlayamadığı yoğun korku, dehşet duyguları yaşamasına Panik Atak denmektedir. Bir çeşit yanlış alarm tepkisinden söz edilebilir. Beklenmedik olması ciddi kaygı yaratır. Daha sonrasında panik atak yaşama beklentisi ile kişide kaçma, kaçınma tepkileri ortaya çıkar. Hayat kalitesi düşer. İşlevsellik azalır.

EMDR ile Panik Atak Tedavisi;

Panik Atak Terapisi için; danışanın geçmişi, ilk panik atağın ne zaman ve nasıl başladığı detaylı incelenir. İlk panik atak yaşandığı sırada nasıl tepki verildiği, ne düşünüldüğü, nasıl davranıldığı, öncesinde ve atak sonrasında nelerin olduğu araştırılır.

Kişinin yaşadığı ilk panik atağa nasıl anlamlar yüklediği, nasıl açıkladığı ele alınır. Pek çok kişi “ölüyorum, boğulacağım, çıldırıyorum, deliriyorum, aklımı kaçırıyorum, kontrolü kaybediyorum, kalp krizi geçiriyorum, bende çok kötü bir şeyler oluyor,…” biçiminde algılar.  Yaşanan fiziksel panik belirtileri, olaya verilen anlamlarla daha da yoğunlaşabilir. Söz konusu olumsuz düşünceler, inançlar panik atağın yaşandığı anda çok güçlüdür. Sonrasında devam edip etmediğinin terapide araştırılması gerekir.

Panik Atağın kişinin yaşamını ne ölçüde etkilediği ele alınır. Nöbetle ilişkilendirilen yerlerden, ortamlardan, durumlardan kaçınma var mı? Araştırılır.

Panik atakla ilişkilendirilen beden duyumlarına yönelik hassasiyetlere bakılır. Terleme, sık nefes alma, nefes nefese kalma, sıcaklıkla ilgili hassasiyetlere kişinin nasıl tepki verdiği anlaşılmaya çalışılır.

Panik atak terapisi için gelen kişiden doktor onayı alınması gerekebilir. Panik belirtilerinin başka herhangi bir tıbbi bozuklukla ilgisinin olmadığının bilinmesi gerekir. Fiziksel bazı hastalıkların (Tiroid, akciğer, kalp hastalıkları, vd…) dışlanması gereklidir. Eğer bazı fiziksel hastalıklar varsa bunların terapi sürecinde dikkate alınması önemlidir.

Panik atakla birlikte ortaya çıkan başka psikolojik sorunlar var mı? Bakılmalıdır.  Panik atak yaşayan pek çok kişide uyku bozuklukları, kaygı sorunları, obsesif kompulsif bozukluk OKB (takıntı hastalığı), depresyon, fobi, psikolojik, fiziksel travmalar, kişilik bozuklukları birlikte görülmektedir.

Panik atak şikayeti ile başvurulsa bile; bir arada bulunan psikolojik sorunların incelenerek hangisine öncelik verileceğinin netleştirilmesi ve planlanması gereklidir. Eğer panik atak öncesinde önemli bir travmatik olay varsa bu durum dikkate alınır.

Panik atak yaşayan kişinin aile ve sosyal çevresinin incelenmesi gereklidir. Danışanın kiminle yaşadığı, yalnız olup olmadığı, kimin destek verdiği, terapi sürecinde kimden destek alabileceği araştırılır. Terapi sürecinde destek verecek kişinin, danışanla beraber gerekirse görüşmeye gelmesiyle ilgili sıkıntı olup olmadığına bakılır. Bazen onay istenebilir.

Göz Hareketleri ile Sistematik Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR) Terapisine geçilmeden önce danışanın ilk panik ataktan bu güne başka panik atak yaşayıp yaşamadığına bakılır. Ataklar hangi sıklıkta oldu? Panik nöbetlerinde en kötü olan hangisiydi? Panik atakları nelerin tetiklediğine dair bilgiler, şüpheler, tetikleyiciler not edilir. En yakın tarihte yaşanan panik atağın anlatılması istenebilir. En kötü panik atağı, kötü yapan neydi? İlk panik ataktan önceki yıllarda kişinin hayatındaki önemli değişimler sorulur.

Daha önce panik atak ve başka psikolojik sorunlara dair terapi, danışmanlık hizmeti alındı mı? İlaç tedavisi var mı? Ayrıntılı not alınır.

EMDR ile Panik Bozukluk Terapisine hazırlık çalışması;

  • Korku, kaygı, panik sorunlarına yönelik psikoeğitim verilir.
  • Kaygı ile baş etmeye yönelik farkındalık eğitimi yapılır. Kaygının fiziksel, psikolojik, düşünsel düzeydeki belirtileri, düşünceyi durdurma, kendi kendine olumlu konuşma, diyafram nefesini kullanma gibi beceriler ele alınır.
  • EMDR işlemesi esnasında stabilizasyon için gerekli; “ güvenli yer, konteynır, kas gevşetme…” becerileri öğretilir.
  • Korkuların, panik atakların, tetikleyicilerin rahatsızlık verme düzeylerine göre sınıflaması yapılır.
  • Danışana EMDR Terapisi hakkında bilgi verilir. Terapi planlanır. Danışanın durumuna göre; tetikleyicilerden başlanabileceği gibi İlk panik atak ile de terapiye başlanabilir. Eğer panik ataktan önce yaşanan travmatik bir olay/süreç var ise o olay/süreçten de terapiye başlanabilir. Terapist ile danışan arasında güvenli bir ilişkinin kurulmuş olması beklenir.
  • Zaman zaman panik ataklara yönelik işlemelerden, geçici olarak yaşanacak rahatsızlıklardan kaçınma davranışları ortaya çıkabilir. Danışanın yaşadığı rahatsızlıkları terapistine açmasıyla çözümler bulunur ve süreç ilerler.

Diğer Yazımız ;

Obsesif Kompülsif Bozukluk (OKB)

 

Psikanalitik Terapi

PSİKANALİTİK YÖNELİMLİ TERAPİLER

Psikanaliz günümüzde ruh sağlığı alanında kullanılan terapi yöntemlerinin en uzun tarihe sahip olanıdır. Psikanalizin kurucusu olan Sigmund Freud bu yöntemi başka türlü yöntemlerle erişilemeyen zihinsel süreçleri araştıran ve bu araştırmayı kaynak alarak ruhsal hastalık ve rahatsızlıkları iyileştirmeyi hedefleyen, ruhsallıkla ilgili kavramlardan oluşan ve bir bilimsel disiplin oluşturan bilgi birikiminin adı olarak tanımlamıştır. Aktarım psikanalizdeki temel kavramlardan biridir ve terapi sürecinde danışanın anne baba gibi çocukluk çağından gelen kişilere ve o kişilerle olan ilişkisine ait özelliklerin terapistle ilişkilendirilmesi ve terapiste yansıtılması durumudur. Psikanaliz geçmişten bugüne bazı değişimlerden geçmiştir ve bugün psikanalizin yanı sıra psikanalitik psikoterapi, psikodinamik psikoterapi, destekleyici psikoterapi ve açıklayıcı psikoterapi gibi yöntem ve müdahalede bazı farklılıklar gösteren türler söz konusudur.

 

Psikanliz ve Psikanalitik Psikoterapi

Psikanalizde çoğu zaman ‘iyileşme’ hedefi doğrudan belirtilen ve öne çıkarılan bir konu değildir. Buradaki danışanın analiz edilmesi, aktarımın geliştirilip yorumlanması, danışanın iç gerçekliğinin çalışılması ve sonlanma ve ayrılma temel meselelerdir. Öte yandan psikanalitik psikoterapide uyum ve problem çözme becerileri üzerinden danışanın dış gerçekliği, kişiler arası ilişkileri ve çatışmaları yorumlanır. Psikanalize göre psikanalitik psikoterapilerde seans sıklığı daha seyrektir ve seanslar divanda değil karşılıklı koltuklarda yapılır. Özellikle psikanalizde bilinçdışı süreçler oldukça önemlidir ve en temel amaçlardan biri bilinçdışının incelenmesidir. Teknik olarak yansızlık esastır ve terapist danışanla arasında olup biteni anlamak için aktarım ve karşı aktarımı kullanır. Terapistin teknik olarak tarafsızdır ve sözel yorumlar yapar ancak herhangi bir tavsiye, yönlendirme ve eylemden kaçınır. İyileşmenin kişinin iç dünyasındaki değişimin sonucu olduğu düşünülür.

 

Psikodinamik Psikoterapi

Bilinçdışı ve zihinsel süreçlerin incelenmesi psikanaliz gibi psikodinamikterapi için de çok önemlidir. Buradaki önemli meselelerden biri danışanın terapide değişmeye ve iyileşmeye yönelik çelişkili tutumudur. Terapi danışanın dış dünyayla ilişkilenme sürecinde oluşmuş savunma süreçlerinin yarattığı dengeyi sarsar ve danışan ayrımında olmaksızın iç görü geliştirmeye ve değişime direnir. Psikodinamik bakış açısında kişinin kendiliğine dair temel meseleleri gerçekte bilmediğine inanılır. Kişinin kendiliği bilinçdışı çatışma, kaygı ve savunmalar arkasına gizlenmiştir ve psikodinamikterapistin işi de danışanın gerçek kendiliğini bulmaktır. Psikodinamikterapi çoğu zaman uzun dönemli olsa da kısa dönemli de olabilir. Uzun dönemlide terapist danışanın karakter yapısında bir değişiklik olmasını beklerken kısa dönemli terapide daha çözüm odaklı bir yaklaşım vardır, danışanın mevcut kaynaklarına ve güçlü yanlarına odaklanılır ve tam bir iyileşme beklenmez. Uzun dönemli dinamik terapi açık uçludur. Bitiş zamanı önceden kestirilemez, kısa süreli dinamik terapide ise zaman sınırlıdır.

Psikanalitikterapide kullanılan diğer yöntemler, açıklayıcı, dışavurumcu ve destekleyici yöntemlerdir. Kullanılacak yöntem terapistin yatkınlığı, danışanın karakter tipi, gelişim düzeyi ve ihtiyacı doğrultusunda seçilir. Destekleyici terapilerde terapistin hedefi danışanın özgüvenini ve uyum becerisini geliştirmek, sürekliliğini desteklemek, ruhsal rahatsızlığının göstergelerini azaltmak ya da tekrarlamasını engellemektir. Bu hedefler doğrulusunda seansta danışanın başkalarıyla kurduğu ilişkiler, geçmişteki ve güncel davranış kalıpları incelenir.

Randevu için lütfen arayın : 0212 570 21 26  –  0544 570 21 26

 

×

Merhaba!

WhatsApp'ta soru sormak veya bize bir e-posta göndermek için aşağıdaki temsilcilerimizden birini tıklayın (E-Mail Adresimiz: psikolojielika@gmail.com)

× Nasıl Yardımcı Olabiliriz?