Çocuk ve Ergenlerde Kaygı Bozuklukları

kaygo bozuklukları

Çocuk ve Ergenlerde Kaygı Bozuklukları

Kaygı, yaşamımızın olağan bir parçasıdır. Stresli bir durumla karşılaşıldığında yaşantılanan kaygı doğal bir tepkidir. Aşırı olmadığı takdirde kaygı, gelişim sürecinde neredeyse her çocukta görülen normal bir duygusal deneyimdir. Sınavlar, yeni kişilerle tanışmak, bir topluluk önünde konuşma yapmak, bir köpeği sevmek, biriyle randevulaşmak ya da bir yarışmada yarışmak hemen hemen her çocuk için biraz kaygı uyandırıcı olabilir ama bazı çocuklar bu gibi durumlarda aşırı endişe ve korku yaşarlar, yoğun kaygıları günlük yaşamlarını birçok açıdan olumsuz yönde etkiler.

 

Kaygı Bozukluğu Nedir?

Çocuklar yüksek sesten yabancılara, okula gitmekten sunum yapmaya, açık havuzda yüzmekten büyük köpeklere kadar birçok şey nedeniyle kaygılanabilirler. Kaygı Bozukluğu; çocuğun ne hakkında kaygılandığına bakılarak değil, çocuğun kaygısının onun hayatını ne şekilde etkilediğine bakılarak karar verilen bir rahatsızlıktır. Kaygı duyulan içerik “normal” olsa da yoğun kaygı çocuğun sosyal ve akademik hayatını kısıtlıyorsa Kaygı Bozukluğundan şüphelenilebilir. Kaygı Bozukluğunun farklı belirtiler gösteren farklı türleri vardır, fakat hepsinde ortak olan şey mevcut durumla orantılı olmayan, uzun süreli, yoğun kaygıdır.

Kaygı Bozuklukları gelişme döneminde en sık görülen rahatsızlıklardan biridir ve genellikle 11 yaş civarında ortaya çıkmaktadır. İstatistikler, her 8 çocuktan birinde Kaygı Bozukluğu olduğuna işaret etmektedir.

 13-18 yaş arasındakilerin yaklaşık %25’inde hafif ya da orta düzeyde kaygı bozukluklarına rastlanmaktadır. Erkek çocuklara kıyasla daha çok kız çocukları kaygı bozukluğu tanısı almaktadır.

Kaygı Bozukluğu yaşayan çocuk ve ergenlerin ne yazık ki yalnızca %20’si tedavi görmektedir; oysa araştırmalar Kaygı Bozukluğu tedavi edilmeyen çocukların akademik performanslarında düşüş yaşadıklarını, önemli sosyal deneyimlerden mahrum kaldıklarını ve kimi zaman kaygıyla başa çıkmak için madde kullanımı gibi uygunsuz yöntemlere başvurduklarını göstermektedir.

 

Çocuk ve Ergenlerde Kaygı Bozukluğunun Farklı Türleri Var mıdır? Bunlar Nelerdir?

Kaygı Bozukluğunun farklı türleri vardır. Genç yaşlarda görülen kaygı bozukluklarının başında Ayrılma Kaygısı, Yaygın Kaygı Bozukluğu, Sosyal Fobi ve Özgül Fobi gelmektedir. Çocuk ve ergenlerde görülen kaygı bozuklukları şunlardır:

1)    Ayrılık Kaygısı

Çocuğun hayatındaki önemli figürlerden ya da evden ayrılmaya karşı duyduğu isteksizlik ile karakterize olan bir kaygı bozukluğudur. Ayrılık Kaygısı olan çocuklar; önemli figürlerden ayrılmak üzere olduklarında ya da ayrıldıklarında baş ağrısı, karın ağrısı ya da mide bulantısı gibi fiziksel şikayetler yaşayabilirler. Ayrılık Kaygısı, çoğu zaman küçük yaştaki çocuklarda görülse de ergenlerde de bu kaygı bozukluğuna rastlanabilmektedir.

2)    Yaygın Kaygı Bozukluğu

Birçok farklı alanda görülebilen ve durumla uygun olmayan, sürekli ve aşırı yoğun bir kaygıyla karakterize olan bir kaygı bozukluğudur. Yaygın Kaygı Bozukluğu olan çocuk ve ergenler; geçmişteki konuşmalar ya da davranışlar, yaklaşmakta olan olaylar, okul, ailevi sorunlar, sağlık ve benzeri birçok konuda endişelenirler. Endişelerinin aşırı olduğunu ve hayatlarını olumsuz yönde etkilediğinin farkında olsalar da bu endişelerini denetlemekte ve sakinleşmekte güçlük çekerler.

3)    Panik Bozukluk

Tekrarlayan panik ataklar ve yoğun bir şekilde tekrar bir panik atak geçirme korkusu ile karakterize olan bir kaygı bozukluğudur. Panik Bozukluğu olan çocuk ve ergenler; başka bir atak geçirme ihtimallerine ilişkin oldukça endişeli bir beklenti içine girerler. Buna ek olarak, tekrar bir panik atak yaşayacakları endişesi nedeniyle dışarı çıkmaktan, okula gitmekten ya da çeşitli aktivitelere katılmaktan kaçınma davranışı gösterebilirler.

4)    Sosyal Fobi

Başkalarıyla etkileşim gerektiren sosyal durumlarda mahcup ya da rezil olma korkusu ile karakterize olan bir kaygı bozukluğudur. Sosyal Fobisi olan çocuk ve ergenler; kaygılandıkları durumla karşı karşıya kaldıklarında yüz kızarması, çarpıntı, nefes darlığı ya da bağırsak sorunları gibi fiziksel şikayetler yaşayabilir. Sosyal Fobi nedeniyle arkadaş buluşmalarına katılmama, okulda sunum yapmama ya da derste söz almama, otorite figürleriyle konuşmama, toplum içinde yemek yememe gibi kaçınmacı davranışlar geliştirilebilir.

5)    Selektif Mutizm

Çocuğun belirli bazı sosyal durumlarda konuşmaması fakat diğer durumlarda konuşması ile karakterize olan bir kaygı bozukluğudur. Selektif mutizm genellikle küçük yaştaki çocuklarda görülmektedir. Selektif Mutizmi olan çocuklar; bazı sosyal durumlarda kendilerine soru sorulduğunda ya da konuşmaları gerektiğinde donup kalmış gibi görünebilirler, konuşmak yerine işaret etmek ya da kafa sallamak gibi jestleri kullanabilirler.

6)    Özgül Fobi

Belirli nesne ya da durumlara karşı duyulan ve gerçekçi olmayan, yoğun korku ile karakterize olan bir kaygı bozukluğudur. Örümcek ya da köpekten korkma gibi hayvan fobisi, gök gürültüsü fobisi, su fobisi, yükseklik fobisi, kan fobisi, uçak fobisi, kapalı alan fobisi çocuk ve ergenlerde rastlanan başlıca özgül fobilerdir. Özgül Fobisi olan çocuk ve ergenler; bu korkularının mantıksız ve abartılı olduğunu fark edemeyebilirler ve genellikle yoğun kaygıları nedeniyle korkulan nesne ya da duruma karşı kaçınmacı bir tutum sergileyebilirler.

7)    Travma Sonrası Stres Bozukluğu

Travmatik ya da dehşet verici bir deneyim sonrası yaşanan flashbackler, kabuslar ve korkular ile karakterize olan bir kaygı bozukluğudur.

8)    Obsesif – Kompülsif Bozukluk

Obsesyonlar –yani istenmeyen, zihinden uzaklaştırmakta zorlanılan düşünceler– ve kompülsiyonlar –obsesyonların yarattığı yoğun kaygıyı azaltmak için yapılan tekrarlayıcı davranışsal ya da zihinsel eylemler– ile karakterize olan bir kaygı bozukluğudur. Obsesif – Kompülsif Bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde; ellerini yıkama, bir şeyleri kontrol etme ve sıralama yapma gibi ritüellere sık rastlanır.

 

Çocuk ve Ergenlerde Kaygı Bozukluklarının Belirtileri Nelerdir?

Kaygı Bozukluğu olan çocuk ve ergenler; yoğun korku, gerginlik ve çekingenlik yaşayabilirler, ayrıca kaygıları nedeniyle bazı yerlere gitmekten ya da bazı aktivitelere katılmaktan kaçınabilirler. Kaygı Bozukluklarında yaygın görülen ortak belirtilerden bazıları şunlardır:

  • Stresli durum karşısında aşırı rahatsızlık duyma ve ajite hale gelme
  • Panik ve korku yaşama, sakin kalamama
  • Nefes darlığı hissi
  • Ürperme ya da sıcak basması ve uyuşma ya da karıncalanma hissi
  • Baş ağrısı ya da karın ağrısı, mide bulantısı
  • “Ya şöyle şöyle olursa…” benzeri zihinden kolayca uzaklaştırılamayan ve pek de gerçekçi olmayan düşünceler
  • Kaygı yaratan nesne ya da duruma karşı kaçınmacı davranışlar
  • Uykuya dalmada ve uyumakta güçlükler
  • Başka şeylere odaklanmakta ve dikkatini sürdürmekte zorlanma
  • Saatlerce, günlerce ya da haftalarca süren yoğun kaygı hali
  • Yoğun kaygı nedeniyle sosyal ilişkilerin ve akademik hayatın olumsuz etkilenmesi

 

 

Çocuk ve Ergenlerde Kaygı Bozukluklarının Nedenleri Nelerdir?

Diğer birçok rahatsızlıkta olduğu gibi Kaygı Bozukluklarının da tek bir nedeni yoktur. Birçok genetik, çevresel, psikolojik ve gelişimsel faktörün kaygı bozukluklarının ortaya çıkmasında etkili olduğu düşünülmektedir.

Ailesindekilerden birinde kaygı bozukluğu olan çocuklarda kaygı bozukluğuna rastlanma ihtimalinin yüksek olması beyin kimyasına ilişkin genlerin bu rahatsızlıkla ilgili olabileceğine işaret etmektedir. Ayrıca diğer aile üyelerinin aşırı kaygılı olduğu bir ortamda büyümek çocuğa dünyayı “çok tehlikeli” bir yer olarak görmeyi ve birçok şeyden korkmayı öğretebilir. Benzer şekilde, gerçekten de tehlikeli bir ortamda büyüyen çocuklar için kaygılı olmak ve her şeyin en kötüsünü beklemek öğrenilmiş alışkanlıklar olabilir. Sevilen bir kişinin ölümü ya da ebeveynlerin boşanması gibi kayıplar ve yeni bir şehre taşınmak gibi çocuğun hayatındaki büyük değişimler de yaygın rastlanan tetikleyicilerden bazılarıdır. İstismara maruz kalan çocukların da kaygıya daha meyilli olduğu düşünülmektedir.

Çocuk ve Ergenlerde Kaygı Bozukluklarının Etkileri Nelerdir?

Çocuk ve ergenlerde görülen Kaygı Bozuklukları terapötik yaklaşımlarla kontrol altına alınabilirler ancak maalesef Kaygı Bozukluğu yaşayan çocukların büyük bir kısmı tedavi görmemektedir. Tedavi edilmedikleri takdirde Kaygı Bozukluklarının kişinin hayatına uzun süreli olumsuz etkileri olabilir.

Kaygı Bozukluklarına bağlı olarak çocuk ve ergenlerde akademik performansta düşüş ve hatta okulu bırakma görülebilir; kaygı bozukluğu yaşayan çocuk ve ergenler okula gitmek istemeyebilir, derste söz almayabilir, sunum yapmayabilirler. Kaygı Bozukluğu olan çocuklar sosyal ortamlardan kaçınabilir, diğer insanlarla ilişki kurmakta zorlanabilir ve kendilerini yalnız hissedebilirler. Bu çocukların kendilerine olan güvenleri zedelenebilir. Kaygı Bozukluğu olan çocuklar; yaşadıkları yoğun kaygıyla doğru şekilde başa çıkmayı öğrenemediklerinde bu kaygıyı yatıştırmak için alkol ya da madde kullanımına yönelebilirler. Ayrıca çocuk ve ergenlerdeki kaygı bozuklukları sıklıkla yetişkinlikte de devam etmekte ve bu kişilerin hayatını kısıtlamaktadır.

Çocuk ve Ergenlerde Kaygı Bozuklukları ile Birlikte Seyreden Diğer Problemler Nelerdir?

Çocuk ve ergenlerdeki Kaygı Bozukluklarına çoğu zaman başka rahatsızlıklar eşlik edebilir. Kaygı Bozukluklarıyla birlikte seyreden rahatsızlıkların başında depresyon, yeme bozuklukları, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu gelmektedir.

Kaygı Bozuklukları ve depresyon; çocuk ve ergenlerde sık sık hem eş zamanlı olarak hem de birbirini takip ederek birlikte seyretmektedir ve genellikle birinin ortaya çıkışı diğerinin de zamanla ortaya çıkması riskini artırmaktadır. Birlikte seyreden kaygı bozukluğu ve depresyon; yüksek nüksetme riski, daha uzun sürme riski, intihar teşebbüsleri, daha ağır zarar ve tedaviye daha az yanıt ile ilişkili bulunmuştur.

 

Çocuğunuzda Kaygı Bozukluğu Var mı?

Dünyayı keşfetmeye çalışırken yeni şeylerle karşılaştıkça bazı şeyler çocuklar için aslında olduklarından daha karmaşık ve korkutucu hale gelebilir. Çocukluktan ergenliğe geçişte, birçok yeni zorluk ve fırsat ortaya çıkmaktadır. Özellikle çeşitli değişimlerin yaşandığı ergenlik dönemi; çocuğunuz için yoğun strese maruz kaldığı ve bazı kaygıları yoğun deneyimlediği bir dönem olabilir. Ancak iki haftadan uzun bir süredir orantısız bir kaygı yaşıyorsa çocuğunuzda Kaygı Bozukluğu olmasından şüphelenebilirsiniz.

Çocuğunuz

  • Kendini çoğu zaman gergin ve huzursuz hissediyorsa,
  • Kaygıyı durduramayacak ya da kontrol edemeyecek gibi hissediyorsa,
  • Eleştiriye karşı çok hassassa ve sosyal durumlarda rahatsızlık hissediyorsa,
  • Neredeyse her zaman her şeyin en kötüsünün gerçekleşmesini bekliyorsa,
  • Durumla orantısız derecede yoğun bir korku hissediyorsa,
  • Zor ya da yeni durumlardan kaçınıyorsa,
  • Çekingen ya da utangaç davranıyorsa, sosyal etkileşimden kaçınıyorsa,
  • Zihninden uzaklaştıramadığı saplantılı düşüncelere sahipse,
  • Belirli ritüel davranışları yapmaktan kendini alamıyorsa,
  • Normalden daha sık tuvalete gidiyorsa,
  • Uyku problemleri yaşıyorsa ya da tek başına uyumaktan korkuyorsa,
  • Odaklanmakta sorun yaşıyorsa,
  • Çoğunlukla unutkan ya da dikkatsiz görünüyorsa,
  • Yapması gerekenleri yapmaya başlayamıyor ya da bunları tamamlayamıyorsa

çocuğunuzda Kaygı Bozukluğu olabilir. Ayrıntılı değerlendirme için bir psikologa, psikolojik danışmana ya da psikiyatriste başvurun ve ebeveyn olarak yapabilecekleriniz hakkında bilgi edinin.

 

Kaygı Bozukluğu Nasıl Tedavi Edilir?

Nasıl hissettiği hakkında konuşmak çocuğunuz için zor olabilir. Çocuğunuz sizin onu anlamayacağınızdan, yargılayacağınızdan ya da onu güçsüz ve zayıf göreceğinizden korkabilir. Kaygı Bozukluğu çoğunlukla kendiliğinden geçmez ve yetişkinlikte de devam eder; bu nedenle çocuğunuzla konuşup onu anlamaya çalışmanız ve profesyonel yardım almanız oldukça önemlidir. Çocuğunuz için tedavi seçenekleri bulmanız çocuğunuza onunla ilgilendiğinizi ve yalnız olmadığını hissettirir. Uygun bir tedaviyle çocuğunuz kaygı bozukluğu belirtilerini kontrol etmeyi öğrenebilir ve sağlıklı bir gelişim dönemi geçirebilir. Tedaviye mümkün olduğunca erken başlamak başarılı bir sonuç almakta etkilidir. Genellikle ilk tercih olmasa da bazı durumlarda Kaygı Bozukluğu tedavisinde ilaç kullanımı gerekebilir.

Bilişsel Davranışçı Terapi; Kaygı Bozukluklarının tedavisinde önerilen ve çocuklarda etkisi araştırmalara kanıtlanmış bir yaklaşımdır. Bilişsel Davranışçı Terapi gören çocuklarda tedaviye yanıt alma oranı yaklaşık %80’dir ve tedavinin kazanımları gelecekte de devam etmektedir. Bilişsel Davranışçı Terapi, çocuklara kaygılarına meydan okumalarını öğretir ve durumları daha gerçekçi değerlendirmeleri için çocukları teşvik eder. Çocuklar genellikle 4. seanstan itibaren tedaviye cevap vermeye başlarlar ve tedavi yaklaşık 6 ay kadar sürer.

 

Çocuğunuzun Kaygı Bozukluğu ile başa çıkabilmesine yardımcı olmak için evde yapabileceklerinizden bazıları şunlar:

  • Çocuğunuzun hislerine önem verin
  • Çocuğunuzun kaygılarını paylaşabilmesi için alan yaratın
  • Çocuğunuzla konuşun, onu dinleyin ve anlamaya çalışın
  • Çocuğunuzun kaygılarını küçümsemeyin, çocuğunuzu yargılamayın
  • Çocuğunuza “korkulacak bir şey yok” güvencesi vermekten vazgeçin
  • Çocuğunuz bir durum ya da olay karşısında kaygılandığında siz sakin kalın
  • Çocuğunuza model olun, kaçınmacı davranışlardan uzak durun
  • Çocuğunuzu korkularıyla yüzleşmesi için cesaretlendirin
  • Çocuğunuza mükemmel olmak zorunda olmadığını hatırlatın
  • Çocuğunuzun küçük başarılarını fark edin ve bunları övün
  • Çocuğunuzun cesur hareketlerini ödüllendirin
  • Çocuğunuzun hatalarını ya da ilerleme gösterememesini cezalandırmayın
  • Çocuğunuza hisleri hakkında “Bu sınav hakkında kaygılanıyor musun?” gibi yönlendirici sorular yerine “Bu sınavla ilgili ne hissediyorsun?” gibi açık uçlu sorular sorun
  • Çocuğunuzun dinlenebileceği aktiviteler için imkan yaratın
  • Çocuğunuzu bisiklete binmek, yüzmek, yürüyüş yapmak gibi fiziksel aktivitelere teşvik edin
  • Çocuğunuzla birlikte kaygı hakkında kitaplar okuyun ve bunlar üzerine sohbet edin
  • Çocuğunuzla birlikte sakinleşme egzersizleri yapın
  • Çocuğunuzun tedavisi için bir psikolog ya da psikiyatristten yardım alın
  • Çocuğunuzdan asla vazgeçmeyin

 

Yararlanılan Kaynaklar:

-           Garber, J., & Weersing, V. R. (2010). Comorbidity of Anxiety and Depression in Youth: Implications for Treatment and Prevention. Clinical Psychology : A Publication of the Division of Clinical Psychology of the American Psychological Association, 17(4), 293–306. http://doi.org/10.1111/j.1468-2850.2010.01221.x

-          DSM – 5

-          Childhood Anxiety Disorders (Anxiety and Depression Association of America, https://adaa.org/ )

-          Anxiety Disorders (http://kidshealth.org/ )

-          What is Anxiety? (https://www.anxiety.org/ )

Bu sitede yer alan tüm yazılı ve görsel materyaller www.elikapsikoloji.com sitesine ve site sahibi Meryem Gül Eren aittir. copyright © 2015 - 2019 - Sayaç : 47031
Bu sitede yer alan yazılar bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için kullanılamaz.